MİNİ MİNİ ELİF’İN 2014 HEDİYESİ

2014_Elif_resimÇocukken resim yapma uğruna dersi bile unuttuğum olurdu. Sevgili öğretmenim her defasında yumuşak bir ses tonu, hoşgörülü bir tavırla yanıma gelir dersimi dinlemem gerektiğini, arkadaşlarımdan geri kalacağımı söylerdi. Yeğenim bana benzemiyor. Dersi derste dinliyor, boş zamanlarında resim yapıyor.

Tam üç saat uğraşıp çekirdek ailemizin fertlerine kişiye özel hediyeler hazırlamış. Küçük bir çocuğun en değerli hediyesi bence el emeğiyle yaptığı, gönül mesaisi verdiği, mini mini kalbinden sevgisini aktardığı resimlerdir. Paha biçilmezdir hem de.

2014 yılında aldığım en güzel hediye. Ellerine sağlık küçük ressam hanım:)

İNSAN GÖNLÜ NEYE MEYLEDERSE HAYAT ONU GETİRİR

ciceklerÖmrümüzde her geride bırakmaya hazırlandığımız yılın son günleri iç hesaplaşmalara ayrılan zamanların toplamıdır.

Yeni yıl da yepyeni dileklerin, duaların toplamı.

Sonuçta hepimiz ayrı ayrı kayıklarda yaşam nehrinde yol alıyoruz.

Bu ne zaman sona ereceğini bizim bilmediğimiz bir yolculuk.

Hal böyleyken, bizler ceviz kabuğundaki parmak çocuk hükmündeyken; yine de iyiyi istemekte ısrarcı olmak lazım.

Zira insan gönlünde neye meylederse, kayık da oraya yol alıyor.

2014 yılı hepimiz için, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar için sağlık, mutluluk ve barış dolu bir yıl olur umarım.

cin_ali_800_300_fon

SENİN CİN ALİ’N HANGİSİ?

70′lerin şanslı çocuklarıyız, çünkü Cin Alimiz vardı!

70’lerde doğan bebeler ilkokula başladığında Cin Ali serisi vardı. Okumaya yardımcı bir kitaptı. Toplam 10 taneydi. Her birinin üzerinde numarası vardı. Öğretmenler öğrencilerin gösterdiği gelişmeye göre sırayla okuturlardı.

Cin Ali’nin yaratıcısı merhum öğretmen Rasim Kaygusuz’un, ilkokul çocuklarının okuma yazmayı daha kolay sökmesi için hazırladığı bu mini mini ve kolları, bacakları çizgi şeklindeki erkek çocuğunun maceralarının ilk kitabı “Cin Ali’nin Atı” ismini taşıyordu. Ne zamandır unutmuştum arkadaşımı yeniden kavuştum.

Mini mini boydaki sevimli kitapların üzerinde “19 Mart 1973 Tarihli ve 1738 sayılı Tebliğler Dergisi ile ilkokullara tavsiye edilmiştir” yazıyor. Yani ben doğmadan okutulması yönünde tavsiye kararı çıkmış. İçindeki iri yazıları kekeleye kekeleye okumaya çalışırken annemiz, babamız kim müsaitse yardımımıza koşar, okuma yazmayı sökelim diye uğraşıp dururlardı. Cin Ali okumak bizim için bir ceza değildi, ders de değildi. Çizgiden yapılmış, hayalimizde sıcacık duran, çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdı.

cin_ali_serisiBana Cin Ali’nin 10 kitabını da öğretmenlik yapan ablam armağan etti. Vallahi bayramda akide şekeri-lokum almışçasına sevindim. Kapağını açmaya kıyamadım desem yeridir. Hepsini hatırlıyordum elbette. Ama en çok “Cin Ali’nin Karagözlü Kuzusu” kitabını sevdiğimi hatırladım.

Cin Ali’nin içeriği mizahçıların yıllarca güldürülerine konu oldu. Günümüz komedyenlerinden Cem Yılmaz da birçok gösterisinde Cin Ali’nin o sevimli içeriklerine yer vermeden geçemedi.

Cin Ali’nin Atı kitabından birkaç örnekle hatırlayalım biraz:

“Cin Ali, bak! At.

Bak, Cin Ali, bak. Bu at.

-Baba, o atı bana al.

-Cin Ali, bu at. O da ot.

-Baba, bu ata ot al.

-Cin Ali, bu ot, o da at. Otu al, ata ver.”

Bizim çocukluğumuzdan bugüne kalmış, öyle şimdiki bebelerinki gibi yüzlerce fotoğraf karesi yok yazık ki. Onlarca oyuncağımız da yok. Çocukluğumdan bugüne kalan tek eşyam, yıllarca kuzenimin dolabında sakladığı bir 3 yaş elbisemdir. O kadar. Üzerinde beyaz bir tavşancık var.

İşte bir de çocukluğumun Cin Ali’si. Okuma yazmayı öğreten küçük öğretmenimiz. İyi ki yeniden basmışlar Cin Ali serisini. Kütüphanemde eksikliğini duyuyordum ne zamandır. Kavuştum sonunda. Benden mutlusu yok. Yine 7 yaşındayım sayesinde:)

 

Kara_sevdalilar

OSMANLI’DA KARASEVDALILARA ÖZEL KLİNİK VARDI

Sevdalarına kavuşamayan kaybolmuş ruhlara şifa….

Trakya Üniversitesi Sultan 2.Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi Edirne’de mutlaka gezilip görülmesi gereken müzelerimizden biri. Külliye içinde 1488 yılından beri var olan şifahane (hastane), o dönemin sağlık anlayışını çok güzel yansıtıyor. Trakya Üniversitesi tarafından 1997 yılında sağlık müzesi olarak düzenlenen bu kıymetli eseri gezince insan gurur duyuyor doğrusu.

Beni en çok etkileyen Karasevdalılar ve Melankolik Hastalar Kliniği olarak adlandırılan bir odaydı. Bu odaya iki cansız manken konulmuştu. Her ikisi de oturur vaziyetteydi, o dönemin kıyafetleri içinde, sakalları uzamıştı. İkisinin de elinde sevdikleri ama kavuşamadıkları kadınların yazmaları vardı. Bu yazmaları tutuşları, uzaklara bakışları insanın hayal gücünü harekete geçiriyor. Kendi kendime onlara birer sevda öyküsü yazdım.

Çocukluğuma döndüm. Bartın’da otururken, sokaklarda dolaşan esmer, kara yağız, genç bir akıl hastasını hatırladım. Sevdadan delirdiğini söylüyorlardı. Kara zeytinleri alıp taşla kırıp içini bizlere ikram ederdi. Çok acı olmasına rağmen onu kırmaz yerdik, öyle yumuşak, duygulu, güzel ve merhametli kocaman gözleri vardı ki, çocuk kalbimizle ona kötülük yapmak elimizden gelmezdi. Kötü söyleyemezdik. O da çocuklara hiç sert davranmaz, çocukların yanında akıllı bir adam olur hep iyi davranırdı.

Osmanlı hekimlerinin karasevdaya tutulmuş, şimdiki dilimizde melankolik olarak adlandırılan bu kişilere gösterdiği şefkati, onları tedavi etmek için ayrı bir klinik oluşturmasını takdir ettim. Müzede ilaç yapılan bir de özel bölüm vardı. İnsan her şeyi okuyarak öğrenemiyor, gezince dokunabiliyor, hayal kurabiliyor, başka alemlere dalıyor. Çok büyük paralar istemiyor gezmek. İsteyince, peşine düşünce toprak çağırıyor insanı. Gel gör beni diyor, bak bana, kimlerin yaşadığını anlatayım sana bu diyarda.

Elif_29Ekim2013_hediye

CUMHURİYET BAYRAMI’NDA ALDIĞIM EN GÜZEL HEDİYE

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 90’ıncı yılı.

Minik yeğenim Elif 6,5 yaşında. İlkokul birinci sınıfta. Benim 90’ıncı yılda bu küçücük kızdan aldığım ilk hediye sıcacık ve kendi elleriyle uğraşıp yaptığı bir resim.

Resimde ben ve eşim var. Eşimi çok sevdiğinden, güleryüzlü de bir insan olduğundan olabildiğince sevimli çizmiş, gözlüğünü itina ile gözüne takmış. Beni de hayal ettiği gibi resmetmiş.

Yıllar sonra bir genç kız olduğunda bu resmi ona göstermeyi çok istiyorum. Bugün bunun için dua ettim. Elifimin resmini çerçeveletip duvara asacağım. Ama olur ya, kaybolursa diye, sitemde de yayınlamak istedim. Sevgisi, sıcaklığı, özeni kaybolmasın diye.

90 yaşındaki cumhuriyetimizin 6,5 yaşındaki çiçeği, geleceğin fidanı, ağacı güzel yeğenimden tazecik bir hediye. Paha biçilmez bir mücevher.

Bir teyze bundan başka ne ister?