yeşilBu anne at ve yavrusunun fotoğrafını Düzce’de bir çayırlık alanda çektim. Atları çocukluğumdan beri severim. Bir defa binmişliğim de vardır. Ama ata binmek eğer şehirde yaşıyorsan zahmetli bir uğraş. Araban olacak, at çiftliği bulacaksın, zaman ayıracaksın. Yıllarca uzun ve yorucu mesailerle çalışınca insanın başka öncelikleri oluyor. Yine de bir gün köy ya da kasaba hayatını seçersem, mutlaka bir atımın ve Kangal köpeğimin olmasını isterim. Her ikisinin de asaletine hayranım. Yıllar önce annemle Karadeniz turuna çıktığımızda, turdakilerle beraber dağ tepe yürüyüşe çıkmıştık. Bir Sibirya kurdu ve küçücük boncuk gözlü bir de Kangal yavrusu bize eşlik etmişti. Çoban köpeği olduğundan daha minicikten öğrenmişçesine hepimizi tek tek koklamış, yürümeyenleri başıyla ittirip gruptan kopmamalarını sağlamıştı. Sonra hepimiz tepeden düze indik. Arkamıza bir baktık ki bizim minik tepeden inmeye korkuyor. Sibirya kurdu da ona ağabeylik yapıyor, bırakamıyor. Tur rehberi arkadaşımız bir çırpıda tepeyi tırmandı, bizim boncuk gözlüğü kucağına alıp indirdi. Otele gittiğimizde zavallıcık kulübesine zor attı kendisini, atar atmaz da uyudu. Yıllar geçti onun o sevimli hali, insanlara olan bağlılığı, kendini adeta feda etmesi beni çok duygulandırdı. Bu yüzden minikten alıp büyütmek isterim hep. Belki bir gün olur kimbilir.

UYKUSU MU GELMİŞ FIRTINA MI YIKMIŞ BİLEMEDİM

Fırtına mı onu bu hale getirmiş yoksa uyuyası mı gelmiş bilemedim. Masallardan çıkmış bir ağaç. Ayşegül kitaplarına ne kadar çok yakışır. Biraz daha uğraşsam, bu ağaçtan bir masal çıkarırım ben. Ama şimdi değil. Belki başka gün.

MEÇHUL ASKERLERE DUA

Bogaz_SehitligiHayatımda hiç meçhul asker kabri görmemiştim. KKTC’de Boğaz Şehitliği’nde gördüm. Kıbrıs Barış Harekatı’nda 1974’de şehit düşen asker ve mücahitlerin, beyaz mermer üzerine isimsiz yapılan sade kabirleriydi bunlar.

İnsan şehitlikte karmaşık duygular içinde oluyor. İlk duyduğu minnet duygusu, huşuyla karışık büyük bir saygı, önlerinde eğilme isteği, yattıkları toprağı avuçlayıp öpüp başına koyma isteği. Şehitlik boyunca gezerken hiç durmaksızın dua etme isteği. Kendi hayatlarımızın amaçlarıyla, onların hayatlarının amaçlarının ne kadar farklı olduğu. Bir gün bizim de vatanımızı savunmakta gözümüzü kırpmadan davranacağımızın verdiği bilinç ve güven.

Atatürk’ün Nutuk adlı eserinde tüm ayrıntılarıyla anlattığı vatan mücadelesinin, insanların yaptığı fedakarlıkların gözünde canlanmasıyla kendini güçlü ve dimdik, kararlı hissetme duygusu. En sonunda mezarında ismi olanlarla, ismi dahi yazılamayanların ruhuna okuduğumuz dualarla ayrılış. Allah şehitlerimizi yalnız bırakmaz.

ZAMANIN BEKÇİSİ

agac_lahit2Her ağacın insanlara bir diyeceği vardır benim görüşüme göre. Çocukken çok sık yaptığım gibi ağaçların yanına yaklaşıp yüzlerine bakarım, sonra gövdelerine, kollarına, yapraklardan oluşan parmaklarına. Tırnaklarına. Bu ağacın görevi nedir burada diye de sorarım. İşte bu ağacı görünce de sordum kendime: Tabiatta bazı ağaçlar da bekçilik eder. Bu ağaç da öyle. Taştan lahdin bekçisi. Lahit de zamanın bekçisi.

FİL AYAKLI ZEYTİN AĞACI

fil_ayakli_zeytinKocamış zeytin ağaçlarını pek severim. İhtiyar gövdelerinden bebek gibi taptaze dallar çıkar, ölüme meydan okur. Bu ihtiyar ağacı gezerken görüp çektim. Kökü nasıl da fillerin ayağına benziyordu. Kocaman, kısa tırnaklı, yekpare bir ayak. Tek ayaklı bir filden ağaç sanki. Genç dallardan biri öyle kararlı ki büyümeye, uzayıp gitmiş, diğer dalların hepsini geçmiş. Adeta ağacın kolu olmuş, insanlara selam edercesine.