ANNE BABALARIN 5 YANLIŞ TUTUMU

Psikolog Ferahim Yeşilyurt
Psikolog Ferahim Yeşilyurt

Anne ve babamızın bize küçükken sergiledikleri davranış modelleri, yetişkin bir birey olduğumuzda, karakterimizin şekillenmesinde önemli rol oynuyor. Hatalı anne baba tutumları olarak adlandırılan bu durumlar, çok titiz, çok dağınık, çok vurdumduymaz, özgüvensiz, mutsuz, hata yapmaktan korkan, çekingen, kararsız kişilik yapıları geliştirmemize neden olabilir. Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, anne ve babaların sergilemiş oldukları başlıca 5 hatalı tutumu ve oluşturdukları kişilik yapılarını şöyle sıralıyor:

1-Anne babalar yanlış yapmaz!  Bizler çocukken anne ve babalarımızdan bu klişeyi duymuş olabiliriz. Bu tutumun altında, anne ve babaların hep haklı olduğu bilgisi saklıdır. Otoriter aile yapısının bir göstergesidir. Peki böyle davranmak çocukta neye yol açar?

-Çocuk bu tutum nedeniyle boyun eğmeyi öğrenir. -Uslu çocuk olur ama çocukluğunu yaşayamaz. -Ailem benim yaptıklarımı onaylamıyor diye düşündüğü ve bu düşünce de zihnine yerleştiği için davranışlarını da etkiler. Gelecekte mutsuz bir yetişkin olur.

2-Sen her şeyden önemlisin!

Aşırı serbest anne baba tutumudur. Çocuğun bir kurala uymasını beklemez. Yanlış yaptığında da çocuğa sen burada yanlış bir davranış geliştirdin denmez. Bu tutum gelecekte şunlara yol açar:

-Yetişkinlik döneminde bu kişiler kurallara uymakta zorlanırlar. -Sürekli olarak kurallarla savaşır, bunların kendilerine göre uyarlanmasını isterler. -Kuralların daima kendilerine hizmet etmesini beklerler.

3-Sen daha çok küçüksün!

Annemiz gibi makyaj yapmak istediğimizde, babamızın elinden gazeteyi alıp okumak istediğimizde, eve gelen boyacılar gibi duvarları boyamak istediğimizde ve günlük hayattaki daha birçok isteğimizde, bu sözü sıkça duymuşuzdur. Bu tavırlar aşırı koruyucu yapıdaki aileler tarafından sergilenmektedir. Bu yapıdaki aileler, çocuklarına hep bu gerekçelerle en ufak sorumlulukları bile almalarına izin vermezler. Onların bu tavırları da yetişkinlik döneminde:

-Gündelik yaşamda evdeki mobilyaların nasıl olacağına bile karar verememeye. -Tatile nereye gitmek istediğini bile söyleyememeye. -Çocuğunun eğitimindeki tüm kararları eşine bırakmaya. -Çocuğu yanlış davranışta bulunduğu zaman doğru, etkili bir tavır oluşturamamaya neden olur.

4-Sen beceremezsin! Reddedici aile tutumunu ‘sen beceremezsin’ klişesiyle açıklamak mümkündür. Bu ailelerde ailenin beklentisi çocuğun boyunun çok üstündedir. Çocuğun hiçbir yaptığı beğenilmez, sürekli eleştirilir. Peki yetişkinlikte ne olur?

-Çocukluklarında her yaptıkları yoğun bir şekilde eleştirilip engellendiklerinden dolayı, yeni bir işe girişmekte zorlanırlar. -Sürekli başarısız olacağım korkusu duyup, hayatı ertelerler. -Kaygılı, güvensiz olurlar. -Arkadaş ilişkilerinde sorun yaşarlar.

5-Yeterince iyi değilsin!

Mükemmeliyetçi ebeveyn tavrıdır. Aile her konuda çocuğun iyi olmasını bekler. Resim, müzik, sporda, derslerinde hep üstün başarı elde etmesini ister. Çocukları, her konuda mükemmel performans göstermelidir. Böyle davranılan çocuklar yetişkin olduklarında nasıl bir hale gelirler derseniz:

-Ya çok titiz, ya çok dağınık olurlar. -Özgüven eksikliği yaşarlar. -Hata yapmaktan çok korkarlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ANNE SÜTÜNÜ ARTIRAN SÜRPRİZ BESİN: BULGUR

 

Beslenme ve Diyet Uzmanı Eda Honca
Beslenme ve Diyet Uzmanı Eda Honca

Anne çocuk sağlığı uzmanları anne sütünün ilk 6 ay bebeğe mutlaka verilmesini öneriyor. Süt verme döneminde tüm anneler bazı zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu dönemde kilo alanlar olduğu gibi kilo verenler de oluyor. Bazı anneler de sütlerinin yetersiz olduğu kaygısına kapılıyor, artırmanın yollarını arıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Eda Honca, “Anne sütünü artırıcı olarak ilk sırada su var, emziren annelerin günde mutlaka 3 litre su tüketmeleri gerekiyor. Yeşil yapraklı sebzeler (dereotu, taze soğan) ve bulgur anne sütünü artırıcı yiyecekler arasında sayılabilir” diyor. Annelere emzirme konusunda önemli bilgiler veren Eda Honca, bunları  şöyle sıralıyor:

Emziren annenin günde ektradan 500 kaloriye ihtiyacı var! Emzirme döneminde süt salgılanması kadının normal gereksinmesinden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektiriyor. Normal kilolu bir annenin doğumdan sonraki ilk 6 ay boyunca süt üretimi için; ekstra enerjinin günlük 500 kaloriye, daha sonraki dönemlerde ise günde 400 kalorilik enerjiye ihtiyacı oluyor.

Başarılı emzirmeyle 6 ayda normal kiloya inmek mümkündür: Emzirme döneminde kilo vermeye çalışılmamalıdır. Çünkü başarılı emzirme ile 6 ayda normal kiloya inebilmek mümkün olabilir. Emziren anne; ek olarak enerji ve besin öğelerini diyetle alamazsa ya da zayıflama amaçlı katı diyetler yaparsa sağlığı bozulur ve yeterince süt veremez. Süt veremeyince de bebeğin büyüme ve gelişmesi sıkıntıya girer. Emziren anne zayıflama diyeti yapmamalıdır ama unlu, yağlı ve şekerli besinleri de aşırı yememeye dikkat etmelidir. Anne ilk 4-6 aylık dönemi emzirmeyle geçirdikten sonra, zayıflama diyeti uygulayabilir. Emzirme döneminde anneler, çevrenin de etkisiyle sütlerini artırabilmek amacıyla duydukları her besini tüketiyorlar, bunların başında da tatlılar, şekerli kompostolar geliyor.

Emziren anneler de tatlı yiyebilir :

TARİF: Bir adet armutu önce rendeleyin. Ardından yağ eklemeden tavada tarçın ekleyerek hafifçe soteleyin. Üzerine 4 yemek kaşığı yulaf ezmesi ve 1 çay bardağı sütü de ilave edip pişirin. Ardından dondurma bardağının en altına yulaf ezmesi ve üstüne armut rendesini döküp, buzdolabında yaklaşık 3 saat bekletin. Üzerine taze mevsim meyveleri de serpiştirip yiyebilirsiniz.

Emzirme dönemindeki annelerin bir günlük beslenme planı hakkında da bilgi veren Eda Honca, bir günlük örnek mönü de verdi:

EMZİREN ANNENİN GÜNLÜK BESLENME PROGRAMI KAHVALTI : • 1 yumurta • 5 adet zeytin • 2 ince dilim ekmek • 1 yemek kaşığı pekmez veya bal veya reçel • 2 dilim peynir bol söğüş sebze

ARA ÖĞÜN: • 1 porsiyon meyve+2 adet ceviz içi

ÖĞLE: • 1 kase yoğurt veya 1 bardak ayran • 1 porsiyon etli sebze yemeği • 6 yk bulgur pilavı • salata

ARA ÖĞÜN: 1 porsiyon meyve+1 dilim ekmek+1 dilim peynir+bol söğüş sebze

AKŞAM: •  1 kase çorba (tarhana, mercimek, sebze veya yoğurtlu çorbalar) •  60 – 90 gram et (balık, tavuk) •  1 kase yoğurt •  1 porsiyon zeytin yağlı sebze yemeği •  1 dilim ekmek

BABASI İÇİN SAÇLARINI PERUK YAPTIRAN KIZ

 

Kitabın Adı: Küçük Kadınlar

Yazarı: Louisa May Alcott.

MUTLU AİLE

“Hediyesiz Noel Noel’e benzemez ki!” diye homurdandı kilimin üzerine uzanmış olan Jo. “Yoksulluk korkunç bir şey!” diye iç çekti Meg üzerindeki eskimiş elbiseye bakarak. “Kimi kızların bir sürü güzel elbiseleri varken, kimilerinin hiçbir şeyinin olmaması hiç de adil bir durum değil!” diye ekledi, küçük Amy, buruk bir ifadeyle. “Bizim anne ve babamız var, bir de bizler varız” diye seslendi köşeden Beth, halinden hoşnut bir ses tonuyla. Şömine alevi yüzlerine yansıyan dört genç, bu neşeli sözlerle keyiflendi, ama Jo’nun hüzünlü bir ifadeyle, “Babamız burada değil ve uzun bir süre yanımızda olmayacak” demesiyle, yüzlerini bir hüzün kapladı. Jo “Belki de asla” dememişti, ama hepsi de babalarının uzaklarda, savaş alanlarında olduğunu düşünerek, o cümlenin sonuna bu ifadeyi de eklemişlerdi. Bir dakika kadar kimse konuşmadı; sonra Meg, dalgalı bir ses tonuyla, “Annemizin, bu Noel hiç hediye almamamızı teklif etmesinin nedenini biliyorsunuz, bu kış herkes için çok zor geçecek ve annemiz de, askerlerimiz orduda binbir güçlük çekerken keyfimiz için para harcamamamız gerektiğini düşünüyor. Elimizden fazla bir şey gelmeyebilir ama yine de küçük fedakarlıklarda bulunabiliriz, bunu seve seve yapmalıyız. Ama ne yazık ki ben bunu hiç de severek yapamıyorum,” deyip mahzun mahzun başını salladı, almak istediği onca şeyi düşünerek.

Kucuk_Kadinlar1Bir süredir okuduğum kitapların birinci sayfalarının nasıl yazıldığı üzerinde düşünüp daha dikkatli inceliyorum. Bunun için de ABD’li yazarın çocuk klasikleri içinde yer alan bu tanınmış romanının ilk sayfasını yukarıya olduğu gibi yazarak unutmuş olanlara tekrar hatırlatmak istedim.

Bir yazarın ustalığı aslında birinci sayfadan okuyucuyu yakalayıp yakalayamadığıyla doğru orantılı.

Bu birinci sayfada babaları savaşa giden 4 yoksul genç kızın hikayesini okuyacağımız anlaşılıyor. Onların karakterleri hakkında ortak bir konuda, yoksulluk hakkında yaptıkları birer cümlelik yorumlar karakterleri hakkında da bir ön fikir sahibi olmamızı sağlıyor.

Meg: Abartmayı seviyor.

Amy: Haksızlığa dayanamıyor, naif, duygusal.

Beth: Şükretmeyi biliyor.

Jo: Yoksulluğa değil, babasının uzaklarda oluşuna üzülüyor.

Kitabın ilk sayfasını okuyunca zihnimde oluşan soru, kızların savaştaki babalarına kavuşup kavuşamayacakları ve yoksullukla mücadeleleri, hayatlarının nasıl olacağıydı. Kızlar babasız da ayakta durabilecek miydi?

Yazarın sorular sordurarak yarattığı merak kitabı okumayı da sağlıyor. Kitabı okuyup bitirdikten sonra neden okunmalı diye sordum kendi kendime. Çocuklar mutlaka okumalı, kardeşleri olanlar, kardeşliğin anlamını öğrenmek için, olmayanlar da insanın kardeşi gibi sevebileceği dostlarıyla nasıl ilişki kurması gerektiğini anlamak için mutlaka zaman ayırmalı bence.

Kitapta en çok aklımda kalan ve beni etkileyen diğer kız kardeşlerine göre çılgın, erkek gibi davransa da, hasta babasına yol parası bulabilmek için Jo’nun çok uzun ve güzel olan saçlarını peruk yapılması amacıyla kestirmesiydi. Karşılığında sadece 25 dolar verilse de, babası için yapmış olduğu fedakarlık karşısında gözlerim doldu.

Kitapta çok güçlü bir anne figürü var. Kızlarıyla iletişimi çok iyi. Elbette günümüzden çok eski zamanların annesi. Ama yine de rol modeli olabilecek bir karakter özelliğine sahip. Kızlarına yoksulluklarından utanmamayı, daima çalışmayı, acı ve üzüntülerin üstesinden gelmenin tek yolunun çalışmaktan geçtiğini, ama çalışırken eğlenmeyi, dinlemeyi de ihmal etmemek gerektiğini öğreten bir anne. Onlara ‘çalışmak en kutsal avuntudur’ fikrini aşılıyor.