salata_yemek

ŞEKER HASTALARININ BESLENMESİNDE “5A KURALI”

Oya Yüksek
Oya Yüksek

Hastalığınıza göre beslenin!

Dengeli, yeterli ve sağlıklı beslenme kişinin tüm hayatını etkiliyor. Ancak toplumda sık görülen safra kesesi ve kalp hastalıklarıyla ilgili ameliyatlardan sonra, diyabet hastalığında beslenme daha büyük önem taşıyor.

Acıbadem Ataşehir Cerrahi Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Oya Yüksek, şeker hastalarının hastalıklarını iyi tanımaları gerektiğini, çünkü bu hastalığın kronik bir hastalık olduğunu belirtiyor. Ömür boyu bu hastalıkla yaşama zorunluluğu nedeniyle de beslenme ayrı bir önem taşıyor. Oya Yüksek, şeker hastalığında nasıl beslenilmesi gerektiği hakkında merak edilen soruları şöyle yanıtlıyor: 

Şeker hastaları için beslenmedeki en vazgeçilmez kurallar nedir?

 DİYABETİN BESLENME REHBERİNDE  “5A“ KURALI VARDIR:  

ASK: Öncelikle diyabetli bireyi iyice tanımak.

ASSESS: Değerlendirme yapmak-yeme düzeni-hayat rutini gibi.

ADVİSE: Kişiye tavsiyelerde bulunmak hayat düzenine göre bireyin istekleri, öncelikleri, beklentilerini belirlemek.

AGREE: Ortak bir hedefte buluşmak. Örnegin kısa süreli beslenme hedefleri ne olmalıdır? Kan şekeri hedefleri nelerdir gibi?

ARRANGE: Sonucunda beslenmenin düzenlenmesi ve internet-telefon yoluyla sürekli takip  (kan şekerlerini-açlık-tokluk durumunu bildirmesi gibi)

Hastanın beslenmedeki hedefleri neler olmalıdır?

Kan şekerlerini normal aralıkta tutmak.

Kalp sağlığı için kan yağlarını normal aralıkta tutmak.

Tansiyonu sınırlar içinde tutacak beslenme planı uygulamak.

Diyabetin diğer komplikasyonlarını önlemek için doğru besin alımını sağlamak.

Kalori hesabını doğru yaparak, kilo yönetimini sağlayabilmek.

Diyabet teşhisiyle birlikte kişinin beslenmesinde neler değişiyor?  

  • Diyabet teshisi konulan bireylerin öncelikle karbonhidrat içeren yiyecekleri çok iyi öğrenmeleri gerekmektedir. Bu da terim olarak bir nevi glisemik kontrol demektir.
  • Özellikle ana öğünlerle birlikte ikindi ve gece ara öğünleri önemli bir hale gelmektedir.
  • Düzenlenen beslenme listesinden sonra bireyin mutlaka açlık ve ikinci saat tokluk şekerlerini takip etmesi gerekiyor ki aldığı öğünler kan şekerini düzenlemeye yeterli oluyor mu bunun çok iyi takip edilmesi gerekir.
  • Kan şekerini yavşa yükselten iyi karbonhidratla beraber, protein, meyve ve sebze gruplarını belirlenen ölçülerde almak gerekir.

Hangi besinleri dikkatle tüketmek veya sakınmak gerekiyor? 

  • Yağlı süt ve süt ürünleri (yağlı peynirler gibi).
  • Yağlı etler veya yağda pişirilmiş etler.
  • Beyaz ekmek.
  • Muz, taze-kuru incir, taze-kuru üzüm, karpuz, kavun, ananas ve acıktırıyorsa elma.
  • Tek başına patates yemeği veya patates püresi.
  • Gazlı içeçekler, hazır meyve suları, mısır gevrekleri.
  • Bal, reçel, şeker.
  • Fazla tuz alımı.

Hangi yiyecekler kan şekerinin düzenlenmesine iyi geliyor? 

  • Tam buğday ekmeği ideal bir ekmektir.
  • Kepekli makarna ve bulgur pilavı tüketilebilir ama unutmamak gerekir ki fazla tüketildiğinde yine kan şekerini yükseltir.
  • Yoğurda veya başka bir yiyeceğe tarçın eklemek kan şekerini düzenlemeye yardımcıdır.
  • Armut, şeftali, taze kayısı, erik.
  • Kabak, taze fasülye, kuru fasülye, patlıcangibi. Kızartılmadan sebze yemeği şeklinde yapılması.
  • Yarım yağlı süt ve süt ürünleri.
  • Izgara veya fırında pişirilmiş etler.

Hamilelik diyabeti nedir?

Gebelikte oluşan bu diyabet şekli gebeliğin 24-28 haftalık süresinde yapılan OGTT (Glukoz Tolerans Testi) ile belirleniyor. Gebelik bitiminden sonra da mutlaka kan şekerlerinin takip edilmesi öneriliyor.

Gebelik diyabetinde beslenme tedavisi nasıl olmalıdır?

-Öncelikle karbonhidrat kontrollü bir yemek planının yapılması gerekiyor.

-Bebeğin sağlığı için yeterli kalorinin gebenin kendi kilo durumuna göre düzenlenmesi önemli.

-Bunlar planlandıktan sonra hem besin tüketimlerinin hem de kan şekerlerinin yazılarak takip edilmesi önemlidir.

  • Özellikle kahvaltı öğününe 15 gr karbonhidratın mutlaka tüketilmesi önerilmektedir. ( Örneğin 2 dilim ekmek veya 1 dilim ekmek + 1 adet meyve gibi…)
  • İkindi ve gece kan şekeri düşmelerinin önlenmesi için ara öğün konulması.

Diyabette yapılan beslenme hataları nelerdir? 

Ara öğünleri atlayarak veya yanlış besin grubuyla hipolisemiye (kan şekerinin düşmesine) neden olmak.

Meyve gibi karbonhidratlı grupları tek başına proteinsiz tüketmek. Özellikle meyve ile beraber veya yarım saat sonrasında mutlaka süt, yoğurt, peynir gibi bir grubu tüketmek hipoglisemileri önlemeye yardımcıdır.

Şeker, bal, reçel, tatlı gibi yüksek glisemik indeksi olan yiyecekleri tüketmek veya meyveyi fazla tüketmek önce hiperglisemiye (kan şekerinin yükselmesine) sonra hipolisemiye (kan şekerinin düşmesine) neden olur.

Et gruplarını az yağda yapmak yerine kızartma olarak tüketmek, kalp sağlığını tehlikeye atmaktadır.

Sebze gruplarını yanında yoğurt olmadan ve çok yağlı tüketmek acıkmaya neden olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kan_sekeri_olcmek

3,8 MİLYON KİŞİ ŞEKERİNDEN HABERSİZ

Türkiye’deki 12 milyon diyabetlinin yüzde 68’i hastalığını biliyor

İnsan diyabet hastası olunca şeker ve şeker içeren gıdalardan uzak durmak, hayat boyu süren bir hastalık olduğundan dolayı da belli bir beslenme programına uyarak, testlerini 3-6 ayda bir yaptırmak zorunda. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kerim Çıkım, diyabet hastalarının normal insanlara göre bir avantajının bulunduğuna işaret ederek, “Hastalarıma aslında hep ne kadar şanslı olduklarını söylüyorum. Yaşamları boyunca belli gıdaları, normal insanların tükettiği miktarda ve istedikleri gibi yeme şansları yok. Ancak düzenli yaptırdıkları testlerle sağlıklarını çok iyi izliyorlar, böylece hastalıklara karşı önceden tedbir alma imkanları, normal insanlara göre daha fazla” diyor.

Dr. Kerim Çıkım
Dr. Kerim Çıkım

Diyabet hastalarının herhangi bir şikayetleri olmasa da düzenli olarak doktora gitmesinin bir zorunluluk olduğunu belirten Dr. Kerim Çıkım, diyabetli hastaların yakınlarını ve çocuklarını da diyabet açısından takip ettirmesinin önemli olduğunu vurguluyor. Ülkemizde bilinen diyabetli hasta sayısının yaklaşık12 milyon olduğunu, bunların yüzde 68’inin tanı konulmuş hastalardan oluştuğunu ifade eden Dr. Kerim Çıkım, yüzde 32’sine ise tanı konulmadığını, bu kişilerin hastalıklarından habersiz yaşadıklarını söylüyor.

Diyabet hastalığı hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Dr. Kerim Çıkım, şu bilgileri veriyor:

Diyabet nasıl bir hastalıktır? Kişi diyabetli olursa ne olur?

Diyabet süregelen bir hastalıktır yani bizim kronik dediğimiz, insanın hayat boyu sahip olduğu ve devam eden bir hastalıktır. Diyabet eğer tedbir alınırsa, düzenli kontroller yapılırsa korkulacak bir hastalık değildir. Hastalarıma hep şunu söylerim: “ Şanslısınız, çünkü hep kontrol altındasınız. Hiçbir sağlık sorunu olmayan kişi düzenli tahlillerini yaptırmaz, kendine bakmaz ama diyabet hastası kişi 3 ayda bir, 6 ayda bir kontrollerini yaptırdığı için önceden önlem alma imkanına sahip olabilir.” Diyabetli kişinin özellikle yediğinin, içtiğinin ve hareket etmesi spor yapması gerektiğinin bilincinde olması gerekiyor.

Diyabetliler günlük hayatlarında nelerden uzak durmalıdır? Diyabeti olan bir kişinin günlük yaşamı nasıl olmalıdır?

Diyabetlilerin günlük hayatta diyet programlarına dikkat etmesi gerekiyor. Mesela kahvaltı, ardından yapacağı ara öğün, öğle yemeği ve yemeklerden sonra yapacağı yürüyüşler, egzersizler hep önceden belirlenmiş program dahilinde olmalıdır. Diyabet hastalarının bazıları ilaç kullanırken, bazıları da insülin kullanmak zorunda kalıyor. Eğer kişi insülin kullanıyorsa, yemek öncesinde yediklerine olduğu kadar, insülin yaptıktan sonra yediklerine de dikkat etmek zorundadır. Eğer diyabet hastasına ilaç tedavisi verilmişse, ilacını her gün düzenli, aynı saatte almaya özen göstermeli, başka ilaçlar da kullanıyorsa doktoruna da danışarak gün içinde bu ilaçları nasıl kullanacağını ayarlaması gerekiyor. İlaç alan hastaların ayrıca, bazen günde bir defa, bazen de iki defa olacak şekilde kan şekerlerini ölçmeleri önemli. İnsülin kullanan hastaların ise daha sık aralıklarla şeker ölçümü yaptırmaları büyük önem taşıyor.

Hangi hastalar ilaç hangileri insülin kullanmaya uygundur, buradaki ayrım nedir? Hastalar günde kaç defa insülin kullandığında yaşam konforu sağlıyor?

Diyabet hastalığı Tip 1 diyabet ve Tip 2 diyabet olarak ikiye ayrılıyor. Tip 1 diyabet insanların doğuştan getirdiği, çocuklukta ortaya çıkan ve pankreasından insülin salgılanamadığı için ömür boyu dışarıdan insülin desteği verilmesi gereken hastalardır.

Tip 2 diyabet ise, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan kilonun eşlik ettiği ve ailesinde de şeker hastalığının bulunduğu insanlardır. Bu kişiler genellikle beslenmelerine dikkat ederek, hastalıklarına uygun bir beslenme programını uygulayarak kan şekerlerini dengede tutmayı başarabilirler. Biz beslenme programına destek olması amacıyla kendilerine düzenli ilaç tedavisi veririz ve bunun dışında da düzenli olarak egzersiz yapmalarını isteriz. Eğer ilaçla kan şekerlerini düzenleyemiyorsak, bu durumda insülin kullanmalarını öneririz.

lolipop_sekerSağlıklı bir kişinin açlık ve tokluk kan şekeri değerleri ne olmalıdır?

Sağlıklı bir kişinin açlık kan şekeri değerinin 100’ün altında olmasını isteriz. Eğer kişinin açlık kan şekeri değerleri 100- 125 miligram arasında çıktıysa, ailesinde diyabetli varsa, kilo aldıysa, şeker yükleme testi isteriz, açlık ve tokluk kan şekeri değerlerine düzenli olarak bakarız, son üç aylık şeker değerlerinin ortalamasına bakarız. Eğer açlık kan şekeri değeri 125 miligramın üzerindeyse o zaman biz kişiyi şeker hastası olarak kabul edip tedaviye başlıyoruz.

Sağlıklı ve şeker sorunu olmayan bir insan yemek yedikten iki saat sonra, kan şekeri normal seviyede olur. Yani 60 miligramın üzerinde 140 miligramın altında bir düzeye gelir. Eğer yemek yedikten iki saat sonra bakılan kan şekeri 60 miligramın altındaysa bunun adı hipoglisemi’dir, bir diyabet belirtisidir. 140 miligramın üzerindeyse de hiperglisemi’dir, şeker yükselmiştir ve bu da bir diyabet belirtisidir.

Diyabetliler açlık ve kan şekerleri değerlerini hangi sınırlarda tutmalıdır?

Hiçbir zaman 60 miligramın altına düşürmemeleri ve açlık kan şekeri değerlerini mümkünse 100’ün üzerine çıkarmamak durumundalar. Tokluk kan şekeri değerlerinin de 140 miligramın üzerinde olmaması gerekiyor. Ama diyabetli hastalarda bir özel durum daha vardır. Bu da son 3 aylık kan şekeri değerlerinin izlenmesi amacıyla test yapılmasıdır.

Diyabet riskini önlemek için neler yapılabilir? Bir kişi ailesinde diyabetli olmasına rağmen, diyabetli olmadan yaşayabilir mi?

Kötü beslendiğiniz zaman bir diyabet yatkınlığınız varsa ortaya çıkar, ayrıca ailenizde olmasa bile beslenme düzensizliğinden dolayı diyabetli olabilirsiniz. Dolayısıyla kilo almamak, yediğinizin besinleri iyi seçmek diyabet riskinde çok önemli bir noktadır. Yani aşırı miktarda şeker ve şeker ihtiva eden gıdalar yememek, rafine gıdalardan (şekerin işlenerek yapılmış olduğu tatlılar, pastalar, renklendirilmiş boyalı gıdalar gibi) uzak durmak, kilo almamak gibi tedbirler sizi diyabetten uzaklaştıracaktır.

Bazı bitkileri, meyveleri tüketmenin diyabet riskini önlemeye yardımcı olduğu öne sürülüyor. En çok bahsedilen de yaban mersini. Yaban mersini yiyene diyabetin yolu kapanıyor mu?

Hayır, kanıtlanmış böyle bir etki yoktur. Bazı gıdaların kan şekerini düşürücü etkisinden bahsedilir ama bunlar tıbben kanıtlanmadığı gibi tedavi değildir ancak destekleyici olabilir. Fakat diyabeti en iyi tedavi eden ilaç dışı doğal etkilerin başında su gelir. Su içtikçe kan şekerimiz de düzelir, şeker vücuttan atılır. Günde 2 litre su içilmesi, yazın ise bu miktarın 3 litreye çıkması gereklidir.

Çocukların diyabet hastası olmaması için anneler neler yapmalıdır? Özellikle yeni okula başlayan çocukların beslenmesi bozuluyor, evde sağlıklı beslenen bir çocuk, okula başlayınca hızla obeziteye doğru ilerliyor. Bu konuda annelere düşen görevler nelerdir?

  • Yağ hücreleri çocukluktan itibaren vücudumuza yerleşiyor. Hatta yapılan çalışmalarda yenidoğanda damar içerisinde yağ plaklarının oluşumu gözlemlenmiştir. Bu nedenle çocukluktan itibaren düzenli beslenmeliyiz. Mümkünse çocuklarımıza şeker      ve tuz tadını alıştırmayalım. Sebze, meyve yemeyi öğretelim.
  • Okullarımızda beslenme saatleri var ya da bu beslenme saatlerinde okul da çocuklara gıda dağıtıyor. Bu dağıtılan gıdaların muhakkak denetiminin yapılması gerekiyor. Rafine gıdalar tüketilmesi sakıncalı oluyor. İçine yapay şeker katılmış gıdalardan uzak durmaları lazım. Örneğin hazır meyve suyu yerine taze sıkılmış meyve suyu daha faydalıdır.
  • Özellikle yeni okula başlayan çocuklarda hazır gıdalardan uzak durmak önemli. Çocukları şekerle, tuzla ve tatlandırıcılı gıdalarla tanıştırmamak gerekli. Annelere düşen görev; çocuğun beslenmesini düzenli takip etmektir. Bugün ne yedin, ne içtin diye      çocuğu takip etmesi lazım. Unutmayalım çocuk okulda kazandığı alışkanlığı ömür boyu devam ettirir. Meyve ve sebzenin hayatına girmesi de temel olarak okulda başlar.

 

tosuncuk_bebek

ANNENİN ŞEKERİ KÖTÜYSE BEBEK TOSUNCUK DOĞUYOR

Anneye 24-27.haftada şeker testi şart 

Günümüzde diyabet hastalığı toplumda kalp ve damar hastalıkları gibi sık görülen hastalıklar listesinde ön sıralarda yer alıyor. Tip 1 diyabet insülinle tedavi edilirken, tip 2 diyabetin tedavisinde ilaç, diyet ve spor öneriliyor. Ancak bir de gebelikte ortaya çıkan diyabet var ki, hem anneye hem de bebeğe zarar verebiliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aybala Akıl, ‘gestasyonel diyabet’ adı verilen gebelik diyabetinin bebeğe birçok zarar verdiğini belirterek şunları söylüyor: “Gebelik diyabeti bebeğin 4,5-5,5 kilo doğmasına, iç organlarda kalıcı hasar oluşmasına, doğumda kan şekerinin aşırı düşük olmasına ve başka metabolik sıkıntılara neden oluyor.”

Dr. Aybala Akıl
Dr. Aybala Akıl

27. HAFTADA TARAMA TESTİ YAPILMASI ŞART

Kadınların gebe kaldıktan sonra glukoz toleransının bozulması ya da yatkınlığın artmasıyla gebelik diyabeti ortaya çıkıyor. Ailesinde diyabet hastalığı olanlarda yatkınlığın fazla olması nedeniyle mutlaka tarama testi yapılması gerektiğine değinen Dr. Aybala Akıl, “Gebeliğin 24-27. haftaları arasında diyabetle ilgili olarak tarama testi yapıyoruz. Ailesinde yatkınlık olanların yanı sıra kilolu kadınlara da bu testin yapılması önem taşıyor. Bebekte kalıcı hasarlar yaratabileceğinden annenin kan şekeri düzeyinin normal sınırlara getirilebilmesi için diyet tedavisi ve insülin tedavisi veriliyor” diyor.

ANNENİN ŞEKERİ YÜKSEKSE BEBEK KRİZE GİRİYOR

25 yaşın üzerinde olan ve gebeliğinde aşırı kilo alan gebelik diyabeti riskinin daha yüksek olduğunu, bu durumda annede oluşan glukoz tolerans bozukluğunun bebekleri hipoglisemiye soktuğunu, kan şekerlerinin aşırı düştüğünü belirten Dr. Aybala Akıl, şunları söylüyor: “Bebeğin kan şekeri aşırı düştüğünde hemen müdahale edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda bebekte ortaya çıkacak kalp büyümesi, solunum sıkıntısı, başka metobalik sıkıntılara karşı da acilen önlem almak gerekiyor. Bebeğin bu sıkıntılara girmesini önlemek amacıyla annenin gebelik döneminde anne adayının açlık-tokluk kan şekerini düzenli takip ediyoruz. Bu takipleri endokrinoloji, kadın hastalıkları ve doğum, diyetisyen birlikte çalışarak izliyoruz. Gebelik şekeri kontrol altına alınamıyorsa, bebek için fazla kiloyla doğmaya bağlı doğum zorlukları, metabolik ya da solunum sıkıntılarına bağlı doğum sonrası hasarların ve benzeri sıkıntıların riski daha da artıyor.

HAMİLE KALMADAN ÖNCE FAZLA KİLOLARINIZI VERİN

Gebelik diyabetinin yarattığı risklere karşı anneleri uyaran Dr. Aybala Akıl, anne adaylarına gebe kalmadan önce kilo vermelerini önererek, ideal kilolarında hamile kalanlar için riskin daha az olduğunu, ancak kilo fazlası bulunanlarda gebelik diyabeti riskinin arttığını vurguladı. Gebelik diyabeti tespit edilenlere beslenme diyeti verildiğini ve aşırı kilo almamaları gerektiğini ifade eden Dr. Aybala Akıl, “Diyet sayesinde aşırı kilo almalarını önlüyoruz, belli bir oranda kilo kaybetmelerini sağlıyoruz. Beslenme uzmanının desteği olmadan ve diyet yapılmadan şekerin kontrol altına alınması oldukça güç. Eğer diyet yapılamıyorsa insülin tedavisine başlıyoruz” diye konuşuyor.

GEBELİK ŞEKERİNDE İNSÜLİN TEDAVİSİ VERİLİYOR

Gebelere insülin tedavisi verilmesinin tercih edildiğini, şeker hapları gibi ağızdan kullanılan ilaçların tercih edilmediğini vurgulayan Dr. Aybala Akıl, tedavi konusunda şu bilgileri veriyor: “Artık metformin etken maddeli ilaçların gebelerde güvenli olduğunu bildiren çalışmalar var. Ancak yine de etkileri tam bilinmediğinden dolayı gebelik şekerinin tedavisinde ağızdan kullanılan şeker ilaçlarını tercih etmiyoruz. Diyet tedavisi yeterli gelmediğinde ise insüline başvuruluyor. Burada önemli bir nokta var ki o da, gebelik öncesi şeker hastası olup da şeker hapı kullanan kadınların gebe olduğunun anlaşılmasından itibaren kullandığı şeker ilaçlarının kesilmesi ve şeker seviyelerinin insülin ve diyetle kontrol altına alınmasıdır. Bu ilaçlar da doktor kontrolünde kesilmelidir.”

Gebelik diyabetinin doğumdan sonra geçtiğini ancak tamamen düzelmediğini ifade eden Dr. Aybala Akıl, beslenme, ilaç ve egzersiz önerileriyle kilo kontrolü sağlanmasının kan şekerinin normal sınırlara getirilmesinde çok önemli olduğuna değiniyor. Hastaya diyabet hastalığına yakalanma riskinin normal bireylerden daha yüksek olduğuna ilişkin bilgi verildiğini ve hayat boyu kan şekerini kontrol ettirmesinin önemli olduğunu hatırlatan Dr. Aybala Akıl, “Gebelikte ise asıl önemli olan kan şekerinin düzenli ve sık sık kontrol edilmesidir. Eğer kan şekeri normal seyrediyorsa bebekte de sorunla karşılaşılmayabilir. Ancak kan şekeri kötü seyrettiğinde bebek de riske giriyor” diyor.