HANGİ CİLT TİPİNE HANGİ ANTİOKSİDAN FAYDALI?

Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar
Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar

Aldığımız besinlerin vücudumuzda yanarak enerjiye dönüşmesi  sırasında  serbest radikal  diye adlandırılan toksinler açığa çıkıyor. Bu oksidan özellikli serbest radikaller sağlam hücrelere  saldırarak  onları yaşlandırıyor ve yıpranmasına neden oluyor. Ayrıca hücrelerimizin  DNA’sını bozarak  kanserojen özellik kazanmasına yol açıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, vücuttaki yağların okside olmasıyla da damar sertliği meydana geldiğini belirterek, “Oksidanlar sadece besinlerin metabolize olmaları esnasında değil, sigara, stres, yorgunluk, çevre kirliliği, röntgen ışınları ve güneş ışınları maruziyetinde de oluşabilir. Oksidasyon yaşlanmanın en önemli sebeplerindendir, ayrıca bağışıklık hücrelerinin de direncini düşürür” diyor.

İşte tüm bu olumsuz etkileri en aza indirmek ve korunmak amacıyla antioksidanlar devreye giriyor. Günlük hayatta hangi cilt tiplerinin hangi antioksidan maddeleri almaları gerektiğini söyleyen Dr. Belma Bayraktar, 3 cilt tipine uygun 3 öneriyi şöyle sıralıyor: Olgun cilt yapısına sahip olanlar: Koenzim Q10 içerikli kremler kullanmalı. Lekeli cildi olanlar: C vitamini içerikli kremleri tercih etmeli. Güneşi bol iklimde yaşayan, olgun cilde sahip kişiler: E vitamini içerikli kremlerden yararlanmalı.

EN ÇOK BİLİNEN 9 ANTİOKSİDAN MADDE

Antioksidanların dış etkenlere bağlı zararlı etkilere karşı vücudu koruduklarına işaret eden Dr. Belma Bayraktar, belli başlı antioksidanlar arasında ise şunların yer aldığının bilgisini veriyor:  “Selenyum, yeşil çay, üzüm çekirdeği, koenzim Q 10, E vitamini, C vitamini, likopen, konjuge linoleik asit, alfa lipoeik asit en bilinenleridir. Cildimizin yaşlanmaması ve  cilt kanserlerinden korunmak için ilk yapacağımız güneşten korumadır. Ancak bu da tek başına yeterli olmaz. Cildimize, yaşadığımız koşullara, özelliklerimize uygun antioksidanları içeren kremler kullanmalıyız. Bunun yanı sıra antioksidan içeren gıdalar ve hekimlerin önerdiği takviyelerden de yararlanarak daha verimli bir sonuç alabilmemiz mümkündür.”

VÜCUDUMUZDA NE İŞE YARIYORLAR? Antioksidanların vücutta yaptığı etki hakkında konuşan Dr. Belma Bayraktar, bu maddelerin vücuda zarar veren, yaşlanmaya sebep olan  serbest radikallerin etkisini nötralize ettiğini söylüyor.  Antioksidanlar bu etkileri nedeniyle hem güneş  koruyucularda  hem de kozmetik ürünlerde  yaygın olarak kullanılıyor. Antioksidan maddelerin vücuttaki etki ve görevlerini anlatan Dr. Belma Bayraktar, bu konuda şu bilgileri veriyor:

E VİTAMİNİ: Kozmetik ürünlerde  bulunan E vitamini, hücreleri  serbest radikallerin  hasar verici etkilerinden koruyor. Derinin nemini artırarak kırışıklıkları önlüyor. Kolajen sentezini  artırarak  yaşlanmayı   engelliyor. E vitaminli ürünler birçok güneş koruyucunun içinde  mevcuttur, ayrıca  kozmetik ürünlerde de yer almaktadır. Kapsül  şeklinde olanlar, kreme  karıştırılarak da uygulanabilir. Sadece kozmetik kullanımı olarak değil, gıda  takviyesi olarak da  almak  gereklidir.

C VİTAMİNİ: C vitamininin aktif formu olan L-askorbik  asit  de   antioksidan ve kolajen  yapımını artırıcı  rol oynuyor. Hem  E, hem  de C  vitamini  güneş koruyucu etkileri nedeniyle  güneşten koruyucu ürünlerde yaygın olarak kullanılıyor.

POLİFENİK MOLEKÜLLER (FLAVONOİD VE PROZİYANİD GİBİ): Diğer  antioksidanlar  flavonoidler  ve  proziyanid  gibi polifenolik  moleküllerdir. Polifenoller  kırmızı-beyaz şarap, çay, sebze  ve  meyvelerde bulunuyor. Kozmetiklerde kullanıldığı ve uygulandığı zaman, kişiyi deri kanserinden koruduğu, güneşin yarattığı hücre hasarını azalttığı gösterilmiştir.

SOYA FASÜLYESİNDE VAR: Genistein  soya fasulyesinde bulunan  bir  antioksidandır, enzimatik yolla  renk açma  özelliğine sahiptir.

GREYFURT, FINDIK, FISTIK VE CEVİZDE BULUNUYOR: Greyfurt, fındık, fıstık  ve  ceviz gibi sert kabuklu yemişlerde  ve kırmızı şarapta bulunan “polifenol resveratrol” ise  güçlü  anti-inflamatuvar ve antioksidandır.

DERİ YAŞLANMASINA KARŞI KOENZİM Q 10: Endojen olarak vücut hücreleri tarafından üretiliyor, belli bir yaştan sonra üretimi azalıyor, dışarıdan takviye olarak almak gerekiyor. Besinlerle alınımı mümkün değildir, ayrıca kozmetiklerde kullanımı  deri yaşlanmasını engelliyor ve güneş hasarına engel oluyor. Yaz ayları boyunca günde iki defa kullanılması uygundur.

LEKELİ CİLTLERE C VİTAMİNİ: Lekeli ciltlerde antioksidan kullanımı yeni leke oluşmasını engellediği gibi mevcut lekeleri de azaltıyor. Özellikle C vitamini bu konuda çok başarılıdır. Antioksidan kremler tüm mevsim kullanılabiliyor, ama özellikle yaz aylarında güneş  hasarına karşı  koruyacağı için  tercih edilmesi gerekiyor. A vitaminli olanların gece kullanılması doğrudur. C  ve E  vitaminli olanların gündüz alınması faydalıdır. A vitaminli olanları  kış aylarında  daha çok tercih etmek gerekiyor.

 

OLGUN CİLDE BAŞKA GENÇ CİLDE BAŞKA

Hangi Cilt Tipine Hangi Antioksidan Faydalı?

Dr. Belma Bayraktar
Dr. Belma Bayraktar

Aldığımız besinlerin vücudumuzda yanarak enerjiye dönüşmesi  sırasında  serbest radikal  diye adlandırılan toksinler açığa çıkıyor. Bu oksidan özellikli serbest radikaller sağlam hücrelere  saldırarak  onları yaşlandırıyor ve yıpranmasına neden oluyor. Ayrıca hücrelerimizin  DNA’sını bozarak  kanserojen özellik kazanmasına yol açıyor.  Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, vücuttaki yağların okside olmasıyla da damar sertliği meydana geldiğini belirterek, “Oksidanlar sadece besinlerin metabolize olmaları esnasında değil, sigara, stres, yorgunluk, çevre kirliliği, röntgen ışınları ve güneş ışınları maruziyetinde de oluşabilir. Oksidasyon yaşlanmanın en önemli sebeplerindendir, ayrıca bağışıklık hücrelerinin de direncini düşürür” diyor.

İşte tüm bu olumsuz etkileri en aza indirmek ve korunmak amacıyla antioksidanlar devreye giriyor. Günlük hayatta hangi cilt tiplerinin hangi antioksidan maddeleri almaları gerektiğini söyleyen Dr. Belma Bayraktar, 3 cilt tipine uygun 3 öneriyi şöyle sıralıyor:

Olgun cilt yapısına sahip olanlar: Koenzim Q10 içerikli kremler kullanmalı.

Lekeli cildi olanlar: C vitamini içerikli kremleri tercih etmeli.

Güneşi bol iklimde yaşayan, olgun cilde sahip kişiler: E vitamini içerikli kremlerden yararlanmalı.

EN ÇOK BİLİNEN 9 ANTİOKSİDAN MADDE

Antioksidanların dış etkenlere bağlı zararlı etkilere karşı vücudu koruduklarına işaret eden Dr. Belma Bayraktar, belli başlı antioksidanlar arasında ise şunların yer aldığının bilgisini veriyor:
“Selenyum, yeşil çay, üzüm çekirdeği, koenzim Q 10, E vitamini, C vitamini, likopen, konjuge linoleik asit, alfa lipoeik asit en bilinenleridir. Cildimizin yaşlanmaması ve  cilt kanserlerinden korunmak için ilk yapacağımız güneşten korumadır. Ancak bu da tek başına yeterli olmaz. Cildimize, yaşadığımız koşullara, özelliklerimize uygun antioksidanları içeren kremler kullanmalıyız. Bunun yanı sıra antioksidan içeren gıdalar ve hekimlerin önerdiği takviyelerden de yararlanarak daha verimli bir sonuç alabilmemiz mümkündür.”

VÜCUDUMUZDA NE İŞE YARIYORLAR?

Antioksidanların vücutta yaptığı etki hakkında konuşan Dr. Belma Bayraktar, bu maddelerin vücuda zarar veren, yaşlanmaya sebep olan  serbest radikallerin etkisini nötralize ettiğini söylüyor.  Antioksidanlar bu etkileri nedeniyle hem güneş  koruyucularda  hem de kozmetik ürünlerde  yaygın olarak kullanılıyor. Antioksidan maddelerin vücuttaki etki ve görevlerini anlatan Dr. Belma Bayraktar, bu konuda şu bilgileri veriyor:

E VİTAMİNİ: Kozmetik ürünlerde  bulunan E vitamini, hücreleri  serbest radikallerin  hasar verici etkilerinden koruyor. Derinin nemini artırarak kırışıklıkları önlüyor. Kolajen sentezini  artırarak  yaşlanmayı   engelliyor. E vitaminli ürünler birçok güneş koruyucunun içinde  mevcuttur, ayrıca  kozmetik ürünlerde de yer almaktadır. Kapsül  şeklinde olanlar, kreme  karıştırılarak da uygulanabilir. Sadece kozmetik kullanımı olarak değil, gıda  takviyesi olarak da  almak  gereklidir.

C VİTAMİNİ: C vitamininin aktif formu olan L-askorbik  asit  de   antioksidan ve kolajen  yapımını artırıcı  rol oynuyor. Hem  E, hem  de C  vitamini  güneş koruyucu etkileri nedeniyle  güneşten koruyucu ürünlerde yaygın olarak kullanılıyor.

POLİFENİK MOLEKÜLLER (FLAVONOİD VE PROZİYANİD GİBİ): Diğer  antioksidanlar  flavonoidler  ve  proziyanid  gibi polifenolik  moleküllerdir. Polifenoller  kırmızı-beyaz şarap, çay, sebze  ve  meyvelerde bulunuyor. Kozmetiklerde kullanıldığı ve uygulandığı zaman, kişiyi deri kanserinden koruduğu, güneşin yarattığı hücre hasarını azalttığı gösterilmiştir.

SOYA FASÜLYESİNDE VAR: Genistein  soya fasulyesinde bulunan  bir  antioksidandır, enzimatik yolla  renk açma  özelliğine sahiptir.

GREYFURT, FINDIK, FISTIK VE CEVİZDE BULUNUYOR: Greyfurt, fındık, fıstık  ve  ceviz gibi sert kabuklu yemişlerde  ve kırmızı şarapta bulunan “polifenol resveratrol” ise  güçlü  anti-inflamatuvar ve antioksidandır.

DERİ YAŞLANMASINA KARŞI KOENZİM Q 10: Endojen olarak  vücut  hücreleri tarafından üretiliyor, belli bir yaştan sonra üretimi azalıyor, dışarıdan takviye olarak  almak  gerekiyor. Besinlerle  alınımı  mümkün   değildir, ayrıca  kozmetiklerde kullanımı  deri yaşlanmasını engelliyor ve güneş  hasarına engel oluyor. Yaz  ayları  boyunca  günde iki defa kullanılması uygundur.

LEKELİ CİLTLERE C VİTAMİNİ: Lekeli  ciltlerde antioksidan kullanımı yeni leke oluşmasını engellediği gibi mevcut lekeleri de azaltıyor. Özellikle C vitamini  bu konuda  çok başarılıdır. Antioksidan kremler tüm mevsim kullanılabiliyor, ama özellikle yaz aylarında güneş  hasarına karşı  koruyacağı için  tercih edilmesi gerekiyor. A vitaminli olanların gece kullanılması doğrudur. C  ve E  vitaminli olanların gündüz alınması faydalıdır. A vitaminli olanları  kış aylarında  daha çok tercih etmek gerekiyor.

 

 

yuzdeki_sivilceler

SİVİLCEYE LİMON SIKMAYIN

Sivilceyi sıkmak kist oluşmasına neden oluyor

Sivilceler, cilt altındaki yağ bezlerinin aşırı yağ üretmesi, bu salgının birtakım maddelerle birleşip cilt altında tıkanması ve içerisinde bakteri üremesiyle ortaya çıkıyor. Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, sivilceleri sıkarak yok etmeye çalışmanın yanlış olduğunu, tam tersine sıkılan sivilcenin daha da derine gidip kist oluşabileceğini, sıkılan sivilcenin yerinde de çukur şeklinde izlerin oluşabileceğini belirtiyor.

Dr. Belma Bayraktar
Dr. Belma Bayraktar

Dr.Belma Bayraktar, sivilce oluşmasının en sık nedenlerini şöyle sıralıyor: “Yapısal olarak yağ bezlerinin aşırı yağ üretmesi, hormonal ve endokrin  rahatsızlıklar, yaş, stres, mevsimler özellikler, gıdalar, bazı kozmetikler, bazı ilaçlar (kortizon, bazı antidepresanlar) sivilcelerin ortaya çıkmasına yol açıyor.”

Sivilceler hakkında merak edilenleri ve yanlış bilinenleri anlatan Dr. Belma Bayraktar, şu bilgileri veriyor:

Bazı cilt tipleri sivilce oluşumuna daha yatkındır deniliyor. Bunun bilimsel bir yönü, gerçekliği var mıdır?

Gerçekten bazı ciltler sivilce oluşumuna daha yatkındır, anne ve babada gençlikte sivilce oluşumu  mevcutsa çocuklarında da olma olasılığı yüksektir. Sivilce oluşumuna bazı hastalıklarda örneğin polikistik over hastalığında çok sık rastlanıyor. Beslenmenin de rolünden bahsediliyor. Aşırı süt ürünleri tüketimi, karbonhidratlı gıdalar, cips, çikolata, kızartmalar sivilce oluşumunu tetikleyebiliyor. Stres de artırıcı bir faktördür, adet  öncesi dönemde de artış görülebiliyor.

Sivilceler ergenlik döneminde ilk çıkmaya başladığında kişi neler yapmalıdır? Kişi cildine nasıl bakmalıdır, temizliği nasıl olmalıdır?

İlk çıkmaya başladığında kapatıcı pudralarla cildi tıkamak yerine uygun temizleyici ve  toniklerle temizlemek, antibakteriyel sivilce kremleri kullanmak, daha ciddi aknelerde  ağızdan antibiyotik kullanmak, daha da ciddi  durumlarda (kistik, iri, iz bırakacak cinste)  A  vitaminlerinin özel formunu uzun süre kullanmak gerekebilir.

Sivilceleri kurutmak amacıyla bazıları talk pudrası, bebe pudrası, limon suyu sürüyor. Ya da sürekli farklı temizleyiciler deniyor, sabunla yıkayan, oksijenli suyla silen, gülsuyu kullanan bile var. Bunları yapmak yararlı mı zararlı mı?

Pudra sakıncalı. Ciltteki gözenekleri tıkayarak yağ salgısının dışa akmasına engel olarak  sivilceyi büyütebilir, limon suyu sivilce tedavisi gören kişide tahrişe neden olabilir, gül suyu  hassas ciltlerde uygulanabilir, sakıncası yoktur. Sık sabunla yıkamak tahrişe neden olur, günde 2 kez yıkama uygundur, sabah-akşam. Yağ bezleri cilt altındadır, cilt yüzeyini sık  yıkamak cildi kurutur, cilt altında yağ salgısı devam etmektedir, cilt yüzeyi kuruduğunda  sivilce tedavileri tahrişe neden olacaktır. Bazen ciltlerine kese yapıp, yara  şeklinde gelenler  de oluyor. Aktarlardan çok anlamsız birtakım bitkisel ilaçlar kullananlar  olabiliyor, buhara  tutup sıkanlar, cilt bakımı yaptıranlar görüyoruz, hepsi çok sakıncalıdır.

Sivilceleri sıkmanın zararları nelerdir?

Sivilceleri sıkmak çok sakıncalıdır, bazen daha da derine itip kist geliştirebilir, çoğunlukla  da kalıcı olabilen çukur izler kalır. Sıktıktan sonra pudra sürmek, kolonya sürmek, başka maddeler kullanmak ne kadar doğrudur? Sıktıktan sonra kolonya sürmek tahrişe ve lekeye neden olabilir, sıkınca açık yara oluşur, bunun üzerine pudra veya başka bir madde sürmek enfeksiyona neden olabilir.

Kendi kendine patlayan sivilceye karşı ne yapmak lazımdır?

Kendi kendine patlamışsa anti bakteriyel krem sürmek en mantıklısıdır.

Sigara, hava kirliliği sivilcelerin oluşumunda etkili midir?

Sigaranın sivilceleri artırdığı düşünülüyor, ayrıca aşırı güneşe maruziyetin de siyah nokta  oluşumunu artırdığı öngörülmüştür. Sivilcede genetik faktörlerin etkisi yüzde 50 olarak belirtiliyor. Kozmetik kullanımında sivilce yapmayan non komedojenik pudra ve fondötenler önerilebilir. Cildin temiz tutulması tabi ki önemli.

Sivilce izlerinin giderilmesinde hangi tedaviler uygulanıyor? Ne kadar fayda sağlıyor?

Öncelikle lokal soyucu ajanlar dermatolog tarafından başlanmalıdır, ürünler cildin  hassasiyetine göre seçilir, bu tedaviye yine cilt hastalıkları uzmanı tarafından yapılacak olan peeling işlemi eklenir. Bunlar tedavide ilk basamaktır. Daha sonra duruma göre lazer tedavileri eklenebilir. Eğer  çukur izler varsa bazen lazer ilk seçenek de olabilir. Eğer leke ağırlıktaysa leke tedavisi ve peeling uygun olabilir. Bir cilt hekiminin görüp tedavi seçeneklerini belirlemesi gerekir.

Sivilce izlerine ilk ne zaman müdahale edilmelidir?

İz tedavisine sivilce tedavisi bittikten sonra başlanır, yani iltihaplı olan akneler tamamen  geçtikten sonra erken dönemde başlanmalıdır. Bazen sivilce tedavisi yapılırken iz tedavisi de  eklenebiliyor.

 

sac_dokulmesi_17072013_1

SAÇ DÖKÜLMESİNE KÖK HÜCREYLE TEDAVİ

KÖK HÜCRE İLE SAÇ DÖKÜLMESİNE ÖNLEM ALINABİLİYOR!

Günümüzde saç dökülmeleri özellikle erkeklerin sorunu gibi görünse de, bazı hastalıklar kadın- erkek demeden saçların kaybına neden olabiliyor. Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, PRP (Platelet Rich Plazma) yöntemiyle kandan alınan kök hücrelerin seçilmiş hasta gruplarında saç dökülmesini önlemek amacıyla uygulandığını, aynı zamanda cilt yenileme ve gençleştirmede de başarıyla kullanıldığını belirtiyor.

DR-Belma-Bayraktar1PRP (Platelet Rich Plazma) yöntemi hakkında bilgi veren Dr. Belma Bayraktar, günümüzde saçsızlığa neden olan birçok hastalık olduğunu, bu hastalıkların önceden tespit edilerek ve saç dökülmesi tipinin ve derecesinin belirlenerek tedavi edilmesinin bilimsel bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Hekimin öncelikle bu sorunu tanımlamaya çalıştığını ardından soruna yönelik tedavi yaptığını ifade eden Dr. Belma Bayraktar, 15-20 nedeni olan saç dökülmelerini, sık görülen hastalıkları ve bunların tedavisi için neler yapıldığı hakkındaki soruları şöyle yanıtlıyor:

Saç dökülmesine en sık yol açan nedenler nelerdir?

• Antidepresanlar, kan sulandırıcı, tansiyon ve mantar ilaçları saç dökülmesine neden olabiliyor. Eğer kişi ilacı kullanmayı keserse dökülme de sona eriyor.

• Tiroid hastalığı saç dökülmesine yol açıyor.

• Bilinçsizce uygulanan tek tip beslenmeye dayanan, çok düşük kalori alınan durumlarda saç dökülmeleri olabiliyor. Bu diyetler folik asit, B vitamini, çinko, biyotin eksikliği gibi vitamin eksikliklerine neden olduklarından dolayı saçlar kaybediliyor.

• Hormonal bozukluklar, polikistik over sendromu da yüzde yağlanmaya, sivilcelere ve saçlarda dökülmeye yol açabiliyor.

• Şeker hastalığı, aşırı stres, sistemik lupus, kemoterapi almak da saç dökülmesinin nedenleri arasında yer alıyor.

• Bazı kadınların haftada 3-4 defa fön çektirmesi nedeniyle saçların köklerinden defalarca çekilmesi ve yüksek ısı uygulaması saçların yıpranmasına ve dökülmesine yol açabiliyor. Saçlarını her gün sıkı sık toplayanlarda, saçları sert bir şekilde fırçalayıp yıpratanlarda, uygun şampuan kullanmayanlarda da sorun yaşanıyor.

• Saçlı deri hastalıkları da örneğin sedef hastalığı saç dökülmesine neden oluyor. Bu hastalıkta saç derisi adeta bir zırh gibi kepeğe benzeyen kabuklanmalarla kaplanıyor ve kişi bunları elleriyle kazıdığı zaman da saç kökleri yok oluyor.

• Psikolojik bir sorun olan saç koparma hastalığı  (Trikotillomani) bazı kişileri saçlarından edebiliyor. Saçlarını kopardıklarını hekimden saklasalar da, çok sayıda kırık saç bulunması saçlarını kopardıkları konusunda onları ele veriyor.

sac_dokulmesi_17072013_2

KÖK HÜCRE TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR?

Günümüzde saçsızlığın tedavisinde birçok yöntem uygulanıyor. Bu yöntemler arasında PRP yani kök hücreyle saçsızlık tedavisi de yer alıyor. Tedavinin uygulanışı hakkında bilgi veren Dr. Belma Bayraktar, şunları söylüyor:

- Öncelikle hastadan alınan kan steril şartlarda özel bir tüpün içine konuluyor.

- Ardından içinde jel bulunan bir tüpe yerleştiriliyor.

- Sonra tüp santrifüje konularak yaklaşık 5- 8 dakika kanın içindeki maddelerin ayrıştırılması sağlanıyor.

- Kanın tronbositlerden ve büyüme faktörlerinden zengin plazma kısmı ayrıştırılmış oluyor.

- Elde edilen bu zengin karışım, saçlı deride eğer hala kıl kökleri yer alıyorsa ve kıl kökleri canlıysa enjeksiyon yardımıyla uygulanıyor. Böylece bu köklerden yeni saç çıkıyor ve mevcut saç telleri kalınlaşıyor.

- Bu yöntem tamamen saçlarını kaybetmiş ve kıl kökleri ölmüş kişilerde başarılı olamıyor. Başarılı olması için kıl köklerinin canlı olması gerekiyor.

- Yöntem 15 günde bir ortalama 6-8 seans, kişinin durumuna göre, aralarda saç mezoterapisi denilen vitamin enjeksiyonlarıyla kombine ediliyor. PRP kürü tamamlandıktan sonra yılda 1-2 kez enjeksiyonlarla işlemin devamı sağlanabiliyor.

Kandan alınan kök hücrenin saçsızlık dışında cilt gençleştirmede de başarıyla uygulandığını vurgulayan Dr. Belma Bayraktar, bu yöntemin dışında yüz mezoterapisi, vitamin-mineral enjeksiyonlarıyla da cilde genç görünüm kazandırmaya çalıştıklarını ifade ediyor.

PRP İLE YÜZ GENÇLEŞTİRME NASIL YAPILIYOR?

Kandan elde edilen büyüme faktörü, ortopedi ve göz branşlarında da bazı hastalıkların tedavisinde başarıyla uygulanıyor. Bir milimetre küp kanın içinde bir milyon tane büyüme faktörü bulunuyor. Bu yoğunlaştırılmış, özel bir sıvı haline gelmiş büyüme faktörü, deri altına enjekte ediliyor. Deriye yüzeyel olarak noktasal bir şekilde uyguladığında ciltte gençlik ve parlaklık sağlanıyor. Bu sayede ciltteki lekeler ortadan kaldırılabiliyor, gözenekler sıkılaştırılıyor, ince çizgiler kayboluyor. Cilt gençleştirme için 15 gün arayla 3-4 seans olarak uygulanıyor. Ancak bu yöntemin tiroid hastalıklarında, bağışıklık sistemi hastalıklarında, pıhtılaşma bozukluklarında dikkatli kullanılması gerekiyor. Cilt gençleştirmede bunun dışında çeşitli vitamin-mineral enjeksiyonları da uygulanıyor. Bunları 15’er gün arayla cilde belirli seanslarda yapılıyor. Cilde biyolojik bir uyarı vererek, gençleşmesi sağlanıyor.