AVM’LERDE ÇOK GEZMEK GÖZDE ALERJİYİ ARTIRIYOR

 

Dr. Nezih Özdemir
Dr. Nezih Özdemir

Bahar ve yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte çiçek tozları, ağaç, çimen kaynaklı polenler; havuz kimyasalları alerjik bünyeli insanların hayatını zorlaştırıyor. Buna yiyecek alerjilerinin göze kadar uzanan etkileri de eklenince tedavi görmek şart oluyor. Acıbadem International Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Özdemir, en çok çiçek tozları ve polenlerden kaynaklı alerjilerin görüldüğünü belirterek, gözdeki sorunları şöyle anlatıyor: “Alerji gözün üzerine örten mukozaya benzer bir dokuda tepkiye neden oluyor. Bu doku alerjen maddeyle karşılaşınca faaliyete geçiyor, daha çok salgı üretiyor, dokuda ödem gelişiyor, şişiyor, çocuklarda burun tıkanıklığı, gözlerde kızarıklık ve kaşıntıya yol açıyor. Vücut bunu yaparak savunma mekanizmasını harekete geçirmiş oluyor. Dokular kendilerini dış etkenlere karşı bir şekilde savunmak istiyor” diyor. Alerjik şikayetler kişiden kişiye değişebildiği gibi, en hafiften en ağıra kadar da farklı belirtileri olabiliyor.

Göz alerjilerinin çok ağır formlarında, göz kapaklarının yapısı değişiyor. Normalde göz kapaklarının iç yüzeyi düzgün oluyor. Ancak alerjik etki nedeniyle göz kapağının iç yüzeyi, tıpkı portakal kabuğunun yüzeyi gibi bir şekil alıyor. Bu pütürlü yapılar da göz kapağının her açılıp kapanmasında korneaya sürtünüp zarar veriyor. Bu durumda ışık hassasiyeti kaşıntı gibi şikayetler çok artıyor, gözlerde batma ve kızarıklık oluşuyor. Böyle hastalarda gerekirse soğuk uygulama -dondurma tedavisi yapılabiliyor. Dr. Nezih Özdemir çocuklarda ayrıca bazı meyvelerin, özellikle de çileğin alerjik tepkilere neden olduğunu, bu tepkilerden etkilenen gözlerde kaşıntı, kızarıklık, gözkapağında şişme gibi sorunlar ortaya çıktığını belirtiyor.

Bazı alerjiler çocuklar büyüyünce geçiyor

Çocuklardaki alerjilerin büyük kısmının büyüyünce ortadan kalktığını, ancak bazı çocukların büyüse de ergenlik, yetişkinlik döneminde de alerjilerin etkilerinden kurtulamadığını söyleyen Dr. Nezih Özdemir, alerjilerden en çok gözlerin etkilenmesinin nedenini şöyle açıklıyor:

“Gözler alerjenlere kızarıklık, göz kapaklarında şişme, çapaklanmayla tepki gösteriyor. . Gözkapakları şişiyor, gözkapakları en çok sıvıyı tutan yerler olduğundan dolayı daha fazla etkileniyor. Gözlerde alerjenlerin yol açtığı sıkıntılar nedeniyle kaşıntı oluyor, bu kaşıntıyı giderici ilaçlar veriyoruz. Kaşıntıyı önleyici damlalar da çok faydalı olabiliyor. Ancak alerjik tepkileri hiçbir zaman tam olarak tedavi etmek mümkün olamıyor. Bu alerjiler mevsimsel olarak alevleniyor. Kış mevsiminde soğuğun da etkisiyle azalıyor. Baharda ve yaz mevsiminde artıyor.”

Havuz kimyasalları alerji yapıyor

Alerji nedenlerinden biri de havuzdaki kimyasal maddeler. Bu maddelerin içinde birçok koruyucular kullanıldığını ve gözle temas halinde alerjik tepkilere neden olduğunu hatırlatan Dr. Nezih Özdemir, deniz suyunun tuzlu yapısının biolojik yapımıza uygun olduğundan alerjiye fazla yol açmadığını belirtiyor. Denizden sonra oluşan hafif kızarıklıklar da hemen geçiyor. Ancak havuz kimyasalları öyle değil. Gözde kaşıntı, kızarıklık ve göz kapaklarında şişmeye yol açıyor. Alerjik tepkileri önlemek için havuzda, özellikle de mutlaka gözü iyi kapatan  yüzücü gözlüklerinin kullanılması, havuzdan çıktıktan sonra da duru suyla bu gözlüklerin yıkanması gerekiyor” diyor.

 

Lazer sonrası alerjik şikayetler artabilir

Son yıllarda lazer operasyonu geçirenlerin artmasıyla birlikte göz kuruluğu sorununun da arttığını belirten Dr. Nezih Özdemir, “Lazer işlemi geçirenlerde göz kuruluğu oluyor, dokuda yaptığımız değişiklik gözyaşının üretimini kısmen azaltıyor. Kuruluğa bağlı şikayetler oluyor. Bu nedenle hastalarımıza 6 ay süreyle gözyaşı veriyoruz. Kuru göz sorunu oluşunca göz daha alerjik bir yapıya bürünüyor, daha çabuk tepki veriyor. Bu nedenle çok kuru gözlerde lazer yapmıyoruz. Hem güneşe karşı, havuza ve denize karşı daha hassas oluyorlar.

Alışveriş merkezinde uzun süre kalmak da gözlerdeki alerjiyi artırıyor

Günlük hayatımızda artık alışveriş merkezlerinde daha fazla zaman geçiriyoruz. Buralardaki klimalar ve aydınlatma sistemleri de alerjik tepkileri artırıyor. Eğer klima sistemlerinde alerjen maddeler bulunuyorsa bunun alerjik gözlerdeki tepkileri de artırdığına değinen Dr. Nezih Özdemir şunları söylüyor:

“Klimalı ortamlar doğal ortamlar gibi olmaz. Belki havadaki nemi alarak faydalı oluyor ancak ortama saldığı alerjen maddeler ya da klimaların bakımlarının çok iyi yapılmamış olması, sorunlara yol açıyor. Alışveriş merkezlerinde uzun süre kalan, alerjik göz yapısına sahip kişilerde gözlerde kaşıntı, gözkapaklarında şişme oluyor. Eğer klimanın bakımı yapılıyorsa, alerjenlere, polenlere karşı etkiliyse sorun olmuyor. Alerjik gözlerde buz uygulaması faydalı oluyor, buzu bir havluya sararak gözün üzerine kısa aralıklarla tutarak uygulamak çok faydalı. Kaşıntıyı, yanmayı azaltıyor. Alerjik göz yapısına sahip kişilerde arpacık sorunu da daha çok görülüyor. Kirpik diplerindeki kanalların enfeksiyonla tıkanması sonucunda oluşan arpacık da erkenden tedavi edilmesi gereken bir sorun.”

 

GÖZÜMÜZÜ SAĞLIKLIYSA 900, KURUYSA 100 DEFA KIRPIYORUZ

Gözlerimizi Kurutan 4 Neden!

Toplumda göz kuruluğu olarak adlandırılan ancak tıptaki adıyla “kuru göz” hastalığı, belli hastalık grubuyla ilişkilendirilen bir durum. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İffet Emel Çolakoğlu, bu hastalığın olmaması için üç koşul gerektiğine dikkati çekiyor: Gözyaşı miktarının ve kalitesinin iyi olması, kornea yüzeyinin düzgünlüğü ve gözkapaklarının fonksiyonlarını iyi yapabilmesi.

Kuru göz sorununu yaratan 4 nedene dikkati çeken Dr. Çolakoğlu, “Göz kırpma refleksinin azalması, kapak ve kirpiklere ilişkin sorunlar ve gözyaşındaki azalma nedeniyle göz sağlığımız bozuluyor” diyor. Normalde bir kişi dakikada 12-15 kez göz kırpıyor ve gözyaşı film tabakası homojenliğini bozmadan 15-45 saniye kornea yüzeyinde kalabiliyor. Ancak çok dikkatli bir noktaya odaklanmak, kitap okumak, bilgisayar başında uzun süreler geçirmek göz kırpma sayısını azaltabiliyor. Normalde saatte 900 defa göz kırparken, bu sayı 100’e iniyor. Klima ve sigara dumanı gibi faktörler de gözyaşı kırılma zamanını azaltıyor. Kuru göz hastalığının başlıca belirtileri arasında kızarıklık, acıma, yanma ve batma, bulanık görme, yapışma, takılma hissi, aşırı sulanma geliyor. Ayrıca A vitamini eksikliklerinde de kuru göz ortaya çıkabiliyor.

Dr. Emel Çolakoğlu
Dr. Emel Çolakoğlu

KÖRLÜĞE KADAR GİDEBİLİYOR

Göz kuruluğunun körlüğe kadar gidebilecek bir sorun olduğunu ifade eden Dr. Emel Çolakoğlu, “Çünkü gözyaşının fonksiyonları ortadan kalkınca, gözler enfeksiyona yatkın hale geliyor, oksijen sağlıklı bir şekilde taşınamıyor. Kornea damarsız bir yapı olduğundan oksijenle besleniyor, bu beslenme bozulunca korneada damarlanmalar, çatlaklar meydana geliyor. Bunlar enfeksiyon için bir odak oluşturuyor. Gerçekten kalıcı görme kaybına neden olacak yapısal değişiklikler oluşabiliyor. Bu nedenle gözyaşını mümkün olduğu kadar korumak ve gözü ıslak tutmak önem taşıyor” diyor.

Kuru göz hastalığının başlıca nedenlerini anlatan Dr. Emel Çolakoğlu, bu nedenleri şöyle sıralıyor: Göz Kırpma Refleksinin Azalması: Bazı hastalıkların varlığı nedeniyle kırpma mekanizmasını düzenleyen sinirlerde sorunlar olabiliyor ve keratit oluşuyor. Kapak Sorunları: Yüz felcinin gelişmesiyle kapak fonksiyonunda zayıflık ortaya çıkabiliyor. Tiroid veya tümör gibi nedenlerle gözün dışa fırlak olması, yaşlılıkta ya da travma sonrasında kapağın dışa doğru dönmesi gözyaşının taşınması bozan faktörleri meydana getiriyor. Kirpik Sorunları: Yağ bezlerinin enfeksiyonu, trahom gibi göz hastalıkları, özel konjoktivit tipleri, bazı ilaç reaksiyonları ve cilt hastalıkları göz yapısındaki dengeleri bozabiliyor. Gözyaşında Azalma: Gözyaşı bezlerinde sorun oluyor. Bu sorunlar gözyaşı bezinin yokluğu veya küçüklüğü olabildiği gibi; enflamasyon, tümör, radyasyon . Yanık ve travma gibi nedenlerle gözyaşı bezinin zarar görmesi ile de ortaya çıkabiliyor. Vücutta salgı yapan diğer bezlerde de eş zamanlı bozuklukların araştırılması gerekiyor. Menopoz ve hamilelikte hormonal etkilerle gözyaşı miktarı azabiliyor.

KURU GÖZÜ NASIL TEDAVİ EDİYORUZ?

Kuru göz hastalığının tedavisi mümkün. Tedavide birçok yöntem kullanılıyor. Bu yöntemleri sıralayan Dr. Emel Çolakoğlu, şöyle sıralıyor:

• Çeşitli ilaçlar yardımıyla gözyaşının üretimini artırmayı hedefliyoruz. (siklosporin vs)

• Gözyaşının kaçmasını engellemeye çalışıyoruz. Gözyaşı normalde gözyaşı bezinden üretiliyor, kapak fonksiyonlarıyla taşınıp gözyaşı kesesine geliyor. Gözyaşı kesesinde bir kanal sistemi var, bu kanallar burnun alt kısmına açılıyor. Gözyaşını göllendirirsek kuruluğu azaltabiliriz. Kanallara geçişi sağlayan minik delikler var, bunları tıkıyoruz. Laser uygulaması veya silikon tıkaçlar koyuyoruz. Bu tıkaçlar altı ay bir yıla kadar orada kalabiliyor.

• Düşük su içerikli lensler ve/veya gözlük uygulamaları ile gözyaşının buharlaşmasını azaltmaya çalışıyoruz.

• Gözyaşını yerine koyabiliriz. Bunlar damla ve jel şeklinde olabileceği gibi, pomad şeklinde de olabiliyor.

• Eğer kişinin vücudunda A ve B12 vitamini eksikliği varsa vitamin desteği yapılıyor. PH oranının belli seviyede tutulması gerekiyor. • Kapak dışa dönmüşse ve kapak felci varsa kapak cerrahisi yapılabilir.

• Kişinin çevre şartları önemlidir. Sigarasız ortam, klima, bilgisayar, evin neminin ayarlanması önemlidir. Dış faktörler dengelenerek daha sağlıklı bir ortam yaratabilir.

 

ÇOCUK KİTABA 30-35 CM MESAFEDEN BAKMALI

Çocukları okulda gözden düşüren 5 hastalık!

Dr_Sule_Kadioglu_ErOkul hayatında çocukların gözlerindeki bozukluklar ve oluşan hastalıklar başarılarını olumsuz yönde etkiliyor. Bazı çocuklar bu rahatsızlıklarını dile getirmiyor, aileler de fark edemediği zaman çocukların derse ilgisi azalıyor, zekasında bir sorun olmadığı halde göstermesi gereken başarısının çok arkasında kalıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Şule Kadıoğlu Er, ilkokul çağına gelen her çocuğun mutlaka göz hekimine götürülmesi gerektiğini, bu muayenede her iki gözün ayrı ayrı kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor. Okul döneminde çocuklarda sık görülen kusur ve hastalıkları sıralayan Dr. Şule Kadıoğlu Er, “Miyop, hipermetrop, astigmat gibi gözlük kusurları, göz nezlesi ve arpacık gibi enfeksiyonların tedavisi etkili bir şekilde ve erken dönemde yapılmalıdır. Tahtayı rahat göremeyen, kitabını, ödevini sağlıklı okumayan bir çocuğun okul başarısı düşeceğinden, düzeltilebilir sorunlar nedeniyle sıkıntı yaşamaları önlenmelidir” diyor.

cocuk_goz2ÇOCUKLARDA EN SIK GÖRÜLEN 5 GÖZ HASTALIĞI

Her çocuğun gözüyle ilgili yakınmalarını ifade etmediğini, bazı çocukların da bu tür sorunları söylemediklerini, bu durumun özellikle de birinci ve ikinci sınıf çocuklarında sık görüldüğünü hatırlatan Dr. Şule Kadıoğlu Er, okulda öğretmenlere de görev düştüğünü, çocukların göz muayenesinden geçmeleri konusunda yönlendirici olmaları gerektiğini belirtiyor. Okulda çocukların daha iyi ışıklandırılmış ortamlarda ders görmelerinin önemine değinen Dr. Er, öğretmenlerin çocukların kitaba 30-35 cm mesafeden bakmalarının sağlanmasının göz sağlığı açısından gerekli olduğunu söylüyor.

cocuk_goz1Çocuklarda ilkokul döneminde sık görülen 5 göz sorunu hakkında bilgi veren Dr. Şule Kadıoğlu Er, bu hastalıkların belirtileri, nedenleri ve tedavisine ilişkin şunları söylüyor:

1-MİYOP: Uzağı görememe halidir. Çocuklar kusurun büyüklüğü oranında bu sorundan etkileniyor. Uzağı zorlukla ve yetersiz gören çocuk, öğrenme güçlüğü çekiyor, dikkat eksikliği sendromu yaşıyor,  akıcı okuması ve çabuk idrak etmesi engelleniyor. En yaygın tedavi biçimi uygun numarada gözlük verilerek yapılıyor. Bir gözün kırma kusurunun çok yüksek olup diğer gözün normal olduğu durumlarda ise yüksek olan göze kontak lens kullanılabilir.

2-HİPERMETROP:  Uzak ve yakın görmeyi etkilemesi nedeniyle çocuklarda en çok üzerinde durulması gereken gözlük kusurudur. Çocuğun uzak, yakını net görememe, iki gözle birlikte görme (derinlik hissi gelişimi) göz hareketlerini, fokus kabiliyetini, göz-el ilişkisi gibi temel görsel becerilerini öğrenmesi gecikiyor. Bu becerilerden biri yetersizse veya fonksiyonunu yerine getiremiyorsa, çocuk çalışmasını yaşıtlarına göre daha zor sürdürüyor. Bu da baş ağrısı, yorgunluk ve diğer göz problemlerine yol açabiliyor. Yüksek hipermetropi çocuklarda göz tembelliğine neden olma riski nedeniyle, tedavisi çocuklarda rutin olarak yapılan altı aylık muayenede başlaması gereken bir durumdur. Çocuğa gözündeki kusura uygun gözlük verilerek tedavi edilebilir. İki göz arasında göz kusurunun fazla olduğu durumlarda yüksek hipermetrop olan gözde kontak lens takılması idealdir.

3-ASTİGMAT: Astigmatizma da diğer gözlük kusurları gibi genetik özellik gösterebilir. Miyop, hipermetrop veya karışık tipte astigmatizma oluşabilir. Oluşuna göre uzak, yakın ya da her iki mesafeyi de etkileyebilir. Tedavisi uygun numarada gözlük verilerek yapılıyor. Tedavinin yapılmadığı durumlarda; miyop ağırlıklıysa uzak görme etkileniyor, hipermetrop ağırlıklıysa uzak yakın bütün görme sıkıntı çekiyor. Objeleri ve tahtadaki yazıları iyi göremeyen çocuk öğrenme eksikliği yaşıyor. Bu da eğitim açısından çocuğun geri kalmasına neden oluyor. Diğer gözlük kusurları gibi çocuğun sosyal gelişimini etkiliyor. Okumasında gecikme, derslerinde geri kalma, özgüven eksikliği gibi sorunlara neden oluyor.

4-GÖZ ENFEKSİYONLARI: En çok bilinen ve çocuklarda yaygın olarak görülen enfeksiyonlar göz nezlesi ve arpacıktır.  Her iki enfeksiyonun da temelinde, çocuktaki alerjik faktörler ve kirpik dibi iltihapları yatabilir. Alerji ile başlayan göz nezlesi elini gözüne götürüp kaşıma ihtiyacı nedeniyle bakteri ve virüslerin çoğalmasına neden olur. Yıllarca süren alerjik göz nezlesi korneanın yıpranması nedeniyle “keratokonus” hastalığına neden olabilir. Belirtileri arasında, çapaklanma, batma, yanma, kaşıntı, göz sulanması geliyor. Etken mikroba göre tedavinin yapılması ve alerjik faktörlerin ortadan kaldırılması gerekiyor.

5-ARPACIK HASTALIĞI: El, havlu ya da havuz gibi enfekte bir ortamdan mikrop bulaşması ile oluşabilir. Altta yatan nedenlerden kirpik dibi iltihabı önemsenmelidir. Bu alerjik zemini olan çocukların çok iyi takip edilmesi gerekiyor.  Belirtileri göz kapaklarında şişlik, ağrı, apse olabilir. Tedavisinde göz kapağı hijyenini sağlayan temizleme mendillerinden, ılık pansuman, antibiyotik damla ve pomatlardan yararlanılıyor. Pansuman yapılacaksa steril şartlarda uygulanmalıdır. Kronikleşirse operasyon ihtiyacı doğabilir.