YORGUNUM AMA HEP YORGUNUM DİYORSANIZ

Dr. Ahmet Uslu
Dr. Ahmet Uslu

Bazı dönemler iş temponuz yoğun olmasa da yorgun hissedebilirsiniz. Çünkü günümüzde yorgun hissetmek için sadece çok çalışmak yeterli bir neden değil. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Uslu, sürekli yorgunluk hissetmenin altında yatan 11 neden olduğunu, nedene yönelik tedavi yapılması halinde yorgunluğun ortadan kaldırılabileceğini belirtiyor.

Yorgunluğun nedenleri ve tedavisi hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Dr. Ahmet Uslu, bu konuda şu bilgileri veriyor:

1-Sabahları sürekli yorgun kalkmak, gün içinde de yorgunluğun devam etmesi hangi hastalıkların habercisidir?

Sürekli yorgun kalkmak ve gün içinde yorgunluğun devam ediyor olmasının altında çoğunlukla psikolojik sebepler olmakla beraber; yanlış beslenme alışkanlığı, kronik yorgunluk sendromu, vitamin-mineral eksiklikleri, uyku bozuklukları, metabolik hastalıklar, kansızlık, romatizmal hastalıklar, böbrek yetersizliği, kronik kalp ve akciğer sorunlarına bağlı olarak da yorgunluk olur.

2-Eğer hastalık kaynaklıysa, bu hastalıklara özel hangi tedaviler yapılmaktadır?

Hastalık kaynaklı olduğu durumlarda çoğu zaman farklı branşlar tarafından ele alınan bir konu olmaktadır. Örneğin uyku-apne sendromlu hastalar göğüs hastalıklarının konusu olurken, hipotiroidi gibi bir hastalık ya da kansızlık dahiliye, endokrinoloji ya da hematoloji konusu olabilmektedir. Tabi ki hepsinin farklı tedavi yaklaşımları olması da kaçınılmazdır. Saptanan problemle ilgili olarak hekiminiz sizi ilgili branşa yönlendirecektir.

3-Yorgunluk kadınlarda farklı, erkeklerde farklı hastalıkların mı habercisi olarak görülüyor?

Kadın ya da erkek olsun yorgunluk yakınması sık görülür. Bu nedenle geniş perspektifte hastayı ele almak ve diğer bulguları ile değerlendirmek uygun olur. Örneğin kansızlık gibi bir sebebe bağlı yorgunluk üreme çağındaki kadınlarda daha sık görülürken, KOAH’a bağlı yorgunluk erkeklerde daha sık görülür. Zaten bu ve bunun gibi durumlar bu hastalıkların demografik dağılımı ile ilişkilidir ve özel bir anlam ifade etmez. Yorgunluk ilerde oluşacak bir hastalığa işaret etmez, mevcut bir hastalığa ait bir bulgu olabilir ya da sadece psikolojik kökenli de olabilir.

4-Beslenme kaynaklı hatalar da yorgunluğa yol açıyor mu?

Pek tabi ki beslenme alışkanlıklarındaki bozukluklar, yorgunlukla ilişkili olarak sık karşılaşılan bir durumdur. Sıvı kaybının arttığı yaz aylarında yeterince sıvı tüketmemek en sık karşılaşılan beslenme bozukluğu olarak karşımıza çıkar. Bunun dışında aşırı çay ya da kahve tüketmek, alkolizm, aşırı abur cubur tüketmek, dengeli beslenmemek yine vitamin – mineral eksikliklerine ve sıvı elektrolit bozukluklarına yol açarak halsizlik ve yorgunluğa sebep olabilir.

5-Yorgunluğun yoğun stresle ilgisi var mı?

Kronik yorgunluğun gerginlikle (stres) kuvvetli bir ilişkisi mevcut olup, yoğun stresin neden olduğu anksiyete bozukluğu ve depresyon gibi psikolojik bozukluklarda yorgunluk sık rastlanılan bir şikayettir.

6-Yorgunluğa karşı yoga ve meditasyon öneriliyor, faydalı oluyor mu?

Organik sebebi olan yorgunluk yakınması olanlarda etkisi tartışmalı bile olsa, hastanın kendini daha iyi hissetmesini, hastalıkla mücadelede motivasyon kazanmasını sağlayabilir. Organik sebep saptanamayan hastalarda etkisi belki daha belirgin olabilir.

7-Fibromiyalji hastalığı da yorgunluğa neden oluyor mu? Diğer hastalıklardan nasıl ayrılıyor? 

Halk arasında yumuşak doku romatizması olarak adlandırılan yaygın kas ağrısı ve spazm ile beraber kronik yorgunluk bu hastalarda daima vardır.Tetkiklerinde saptanabilen herhangi bir bozukluk çoğu zaman olmayan bu grup hastalarda tanı klinik olarak koyulur. Çoğu zaman depresif duygu bozukluğu da tabloya eşlik eder. Kısacası tanı başka hastalıkların olmadığını saptamaya iyi bir hasta öyküsü almaya ve muayeneye dayanır.

8- Yorgunluğun mevsimlerle bir ilgisi var mı? Mevsim dönümleri yorgunluğu tetikliyor mu?

Evet hem de yakın bir ilişki söz konusu. Vücudumuz adapte olduğu sıcaklık nem gibi koşullardan başka koşullara geçerken hormonal değişiklikler ve adaptasyon mekanizmaları da devreye girer. Bu süre zarfında yorgunluk şikayeti tanımlamayan yok gibidir. Örneğin bahar yorgunluğu sık telaffuz edilen bir olgudur. Uzayan günlerle birlikte insanların daha geç uuyaması, su kaybına bağlı yaz yorgunluğunun yanısıra, sonbahar mevsiminin yaratmış olduğu psikolojik sıkıntılar da yorgunluk nedenidir.

9-Yorgunluğun giderilmesi yönündeki öneriler neler olabilir?

Kronik yorgunluk şayet organik bir hastalığa bağlı ise bu hastalığın tedavisi yapılmadan şikayetlerin geçmesi pek mümkün değildir. Bu konuda doktorunuz sizi yönlendirecektir. Ama genel olarak organik durumları da kapsayacak şekilde, kronik yorgunluk sendromu ya da sadece yorgunluk durumunda şunlar önerilir:

• Davranışsal terapi ve bazı hastalar için derecelenmiş egzersiz.

• Sağlıklı beslenme.

• Uyku yönetim teknikleri.

• Uyku konforunu ve genel durumunu bozuyorsa ağrıyı, rahatsızlığı ve ateşi düşürecek ilaç tedavisi.

• Anksiyete için ilaç tedavisi.

• Depresyon için ilaç tedavisi kombinasyonunu.

 

KALBİMİZE DOKUNAN 7 HASTALIK

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Umut Karabulut
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Umut Karabulut

İnsan vücudunda tüm organlarımız bizi hayatta tutmak için çalışıyor. Özellikle de kalbimiz yaşamamız için emme basma bir tulumba gibi 7 gün 24 saat mesaide. Kalbin işlevini hatasız yerine getirebilmesi için kalp kasının doğru bir şekilde kasılması gerekiyor. Kalbi bir zırh gibi saran kalp kası düzenli çalışınca bir sorun yok. Ancak kalp kasında ortaya çıkan 7 sorun bizim için hayati bir öneme sahip. Kalp kasında doğuştan, genetik geçişli veya sonradan oluşan hastalıklar olabileceğini belirten Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Umut Karabulut, bu hastalıkların en kısa zamanda doğru şekilde tedavi edilmesinin çok önemli olduğunun altını çiziyor. Bu hastalıklar genellikle nefes darlığıyla kendini gösteriyor. Çok ileri aşamalarında nefes darlığı sürekli oluyor, yürürken eskiye göre nefes kapasitesinde azalma, kolay yorulma, halsizlik, bitkinlik, bazen de bunlara göğüs ağrısı ve çarpıntı eşlik edebiliyor.

İşte kalp kasında ortaya çıkan ve kalbimize dokunan 7 hastalık:

1. Dilate kardiyomiyopati: Kalpte belirgin bir büyümenin yanı sıra, kalp kasının kasılmasında çok belirgin azalmayla seyreden bir durum. Bu sorunun ortaya çıkması halinde, kalp nakline kadar gidecek sonuçlar ortaya çıkıyor. Eğer kalp damarındaki tıkanıklık kalp kapaklarında bir hastalığa veya ritim bozukluğuna bağlıysa bunlar tedavi edildikten sonra geriye dönebiliyor. Geriye dönmezse ve nedeni de bilinmiyorsa, hastanın tek kalıcı çözümü kalp nakli oluyor. Hastalıkta kesin çözüm olmamakla birlikte ilaç tedavisi de kullanılıyor. İlaç tedavisi daha çok nefes darlığı ve ödemi ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi sunuyor.

2. Gebelikte kardiyomiyopati: Kalp kası gebelik öncesinde, gebelik döneminde ve gebelikte ani olarak bozulabiliyor. Ancak ilaç destek tedavisiyle düzelebiliyor. Kalp yetersizliği için kullanılan ilaçlarla düzelme sağlanıyor.

3. Alkole bağlı kardiyomiyopati: Yoğun alkol kullanımına bağlı olarak kalp kasında sorun ortaya çıkabiliyor. Alkolün direkt kalp kasına yaptığı toksik etkisi nedeniyle kalp kası zayıflıyor, kalp büyüyor. Tedavisi dilate kardiyomiyopati ile aynı şekilde yapılabiliyor.

4. Kimyasal maddeye bağlı kardiyomiyopati: Kimyasal maddelerle çalışanlarda toksik maddeler kalp kasını tutarak, kardiyomiyopatiye yol açıyor. Alkole bağlı kardiyomiyopatide olduğu gibi, kalp kası yani miyokardta kimyasala bağlı hasar oluşuyor, kalp kası zayıflıyor ve kalpte büyüme ortaya çıkıyor. Tedavisi ise dilate kardiyomiyopati hastalığıyla benzerlik gösteriyor.

5. Taşıkardiyomiyopati: Ritim bozukluğu varsa, kalp atışları sürekli yüksekse, çarpıntı halinde çalışırsa, kalp kası yorulacağı için sorun olabiliyor. Tedavide kalp hızını kalıcı olarak düşüren ilaçlar kullanılıyor.

6. Hipertrofik kardiyomiyopati: Ani ölümlerde en sık rastlanan neden, bilinenin aksine kalp krizi değil bu hastalıktır. Futbolcuların ve atletlerin genellikle ölümüne neden olan bu hastalığın ailesel geçişi bulunuyor. Kalbin en sık görülen genetik geçişli hastalığı olduğundan dolayı, aile bireylerinde saptanırsa tarama öneriliyor. Nefes darlığı oluşuyor. Kalp duvarının aşırı derecede kalınlaşması, buna bağlı olarak kalp kapaklarının da etkilenmesiyle ortaya çıkıyor. Kanın kalpten geçişi zorlaşıyor ve kan çok daralmış bir bölgeden geçiyor. Sol karıncıktan çıkarken zorlanıyor ve kan, kapağı sıkıştırıyor. Bu defa kalp kapağında yetersizlik oluşturuyor. Bu durumda göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma, ritim bozuklukları görülebilir. Ancak bu hastalıkta herkeste şikayet görülmüyor ve ileri yaşlara kadar hiçbir şikayet vermeden ilerleyebiliyor. Ani ölümlere neden olduğundan nefes darlığı ve çarpıntıyı azaltmak için çeşitli ilaçlar kullanılıyor. Kalıcı pil ve şok cihazı da tedavi de hayat kurtarıcı olarak yer alıyor. Ani ölümleri önlemek için kişiye kalıcı pil ya da şok tedavisi uygulanabiliyor. Alkol septal ablasyon tedavisi de bu kardiyomiyopati de kullanılan bir başka tedavi. Anjiyografik olarak kalınlaşan kalp kasının bir kısmına giden damarlar alkol ile tıkanıyor ve bu şekilde kalp kası inceliyor. Bir başka çözüm olarak da cerrahi müdahale tercih edilebiliyor. Kalp kasının kalınlaşan kısmı çıkarılıyor.

7. Restriktif kardiyomiyopati: Kalbin doluşunun engellenmesi sonucunda ortaya çıkan bir kalp kası hastalığı. Nefes darlığı ve çarpıntılara neden olabilir. Kalbin doluşu sırasında kalp kası gerginleşiyor. Oysa esnek olması gerekiyor, esnekken kalbe kan dolarken sorun oluşmuyor, kalp kası gergin olursa sorun oluyor. Kalıcı tedavisi ise, kalp nakli.

 

 

sinirlendiren_hastaliklar_17072013

SAKİN OL, SİNİRLENME DEMEK İŞE YARAMIYOR!

SİNİRLERİMİZİ BOZAN 6 HASTALIK!

Günlük yaşamda sakin karakterli olarak bildiğimiz, olaylara her zaman soğukkanlılıkla yaklaşan, kolayca sinirlenmeyen insanlar, bir gün birdenbire sinirli bir insan olup çıkabiliyor. İş, aile ve sosyal hayattan kaynaklanan streslerin dışında bazı hastalıklar var ki insanları çileden çıkarıyor, bambaşka bir insana dönüştürüyor. Çok sakin kişilikteki birisi her şeye kızan biri olabiliyor.

Dr. Kerim Çıkım
Dr. Kerim Çıkım

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kerim Çıkım, sinirli olmanın bir tepki olduğunu, içinde bulunulan durumdan kaynaklandığını, başlıca 6 hastalığın varlığında ise sinirliliğin bu hastalıkların belirtisi olarak ortaya çıktığını belirtiyor.Dr. Kerim Çıkım, hangi hastalıkların bizi çok sinirlendirdiği hakkında merak edilen soruları şöyle yanıtlıyor:

Bizi kızgın, öfkeli yapan hastalıklar ve durumlar nelerdir?

Bunları tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, adet öncesi sendrom, kronik hastalıklar, hastalıklara karşı verilen ilaçları aksatmak, menopoza girmek olarak açıklayabiliriz. Hepsini sırasıyla açıklayacak olursak şunları söyleyebiliriz:

TİROİD HASTALIKLARI:

Tiroid bezi vücudun orkestra şefidir. Metabolizmamızı düzenler. Bu bezin ne az ne de çok çalışması sağlıklı bir yaşam ile bağdaşmaz. Çok çalışması haline hipertiroidi diyoruz. Bu durum fazla mesaiye kaldığımızda yaşadığımız tabloya benzer. Uzun bir mesainin ardından vücudumuz nasıl gücünü, direncini, enerjisini kaybederse tiroid bezi fazla çalıştığında da vücut fazla mesai yapar. Bu da sinirliliğe yol açar. Bu insanlar “Günlük hayatımda herşeye kızıyorum, en küçük şey bile bana batıyor” diye açıklarlar. Ani tepkiler verirler. Bu duruma eşlik eden başka belirtiler de vardır: Saç dökülmesi, çarpıntı, aşırı terleme, ishal, cildin nemli olması, iştah artışına rağmen kilo kaybı olması gibi. Sinirlilik de bunlardan bir tanesidir. Eğer bu saydıklarımız varsa bir hekime başvurmak gerekiyor.

ŞEKER HASTALIĞI:

Kan şekeri düştüğünde yani hipoglisemi olduğunda-kandaki şeker (glikoz) düzeyi 60 mg/dl’ nin altında ölçüldüyse-kişide acıkma hissi oluyor, çarpıntı, terleme, panik hissi ve sinirlilik gelişiyor. Telaş ortaya çıkıyor. Kan şekeri düşünce vücut alarm veriyor. Kişi bu durumda iken özellikle de tatlı/şekerli gıdalara adeta saldırıyor. Ne bulduysa aşırı miktarda yiyor. Sinirlilik de şeker düşmesinin bir belirtisidir. Vücudun alarm vermesidir. Vitamin eksiklikleri de böyledir. Vitaminler vücudun fonksiyonları için gerekli olan maddelerdir. Vücut bunların çoğunu kendisi yapar, bir kısmını ise dışarıdan alır. En çok magnezyum eksikliğinde sinirlilik oluyor, bununla birlikte kaslarda kramplar ortaya çıkıyor, aniden kramp giriyor, hareketlilik hissi, bunlara eşlilik eden, yorgunluk ve baş ağrıları ortaya çıkıyor.

ADET ÖNCESİ SENDROMU:

PMS dediğimiz premestrüel sendrom, adet öncesi sendrom olarak adlandırılıyor. Kadın bedenindeki hormonal değişimler ilişkili bulgulara yol açıyor. Bu sendromda kişide duygusal değişiklikler oluyor, olaylara aşırı tepki veriyor, ya ağlıyor, ya gülüyor, ikisinin ortasını bulamadığı gibi her şeye de sinirlenebiliyor. Kadınlar çok sinirli olmalarının nedeni olarak da bu sendromu gösterirler.

KRONİK HASTALIKLAR:

Kanser, şeker, akciğer hastalıkları gibi kronik hastalıkların varlığında da sinirlilik ortaya çıkabilir. Sinirli olan bir kişiye sende bu hastalık var demek doğru değildir. Sinirlilik bir belirti olarak kabul edilmelidir ve hekimin de bu konuda araştırma yapması önemlidir. Kişi çocukluğundan beri sakinse, çevresinde sakin olarak biliniyorsa bir anda sinirli olduysa bir hastalık aramak gerekiyor. Karşımızdaki kişi hep restleşme eğiliminde olursa bunu bir davranış bozukluğu olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Sinirliliğin en büyük sebebi duygu durum değişikliğidir. Karşı tarafı üzecek, kıracak sonradan pişman olacak tepkiler verilebilir.

İLAÇLARI AKSATMAK:

Tiroid hastası düzenli ilaç kullanırken ilaçlarını aksatabilir. O zaman normal vücudun işleyişi bozulur, tepki olarak sinirlilik ortaya çıkar. Şeker hastalığı, insülini eksik veya fazla yapması, hiç yapmaması, kullanması gerekirken kullanmaması da sinirliliğe neden olur. İlaçların dozlarının ayarlanamaması da sinirlilğe yol açar.  Vücudun işleyişi, tıpkı dünyanın işleyişine benzer, gündüz hormonlar aktif olmaya başlar, uyuyunca dinlenir. Dünyanın yapısının bozulması, küresel ısınma, ozonun delinmesi nasıl insanları etkiliyorsa, ilaçların alınmasıyla ilgili aksaklıklar da düzeni bozar. Bu nedenle vücutta bazı belirtiler olur, kilo alınabilir, kilo verilebilir.

MENOPOZA GİRMEK:

Östrojen kadının hayatında çok önemli bir hormondur, menopoza girince hormonun az üretilmesinden dolayı değişiklikler başlıyor. Duygusal durum altüst oluyor, kadınlar bir güler bir ağlar hale geliyorlar. Menopoz da sinirlilik yapan bir nedendir. Sağlıklı adet gören, çocuk yapıp adetleri düzenli devam eden kadınlarda sinirlilik menopozdaki gibi değildir. Anneler daha mutlu, daha tahammüllü olabilir.

ÇOCUK KİTABA 30-35 CM MESAFEDEN BAKMALI

Çocukları okulda gözden düşüren 5 hastalık!

Dr_Sule_Kadioglu_ErOkul hayatında çocukların gözlerindeki bozukluklar ve oluşan hastalıklar başarılarını olumsuz yönde etkiliyor. Bazı çocuklar bu rahatsızlıklarını dile getirmiyor, aileler de fark edemediği zaman çocukların derse ilgisi azalıyor, zekasında bir sorun olmadığı halde göstermesi gereken başarısının çok arkasında kalıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Şule Kadıoğlu Er, ilkokul çağına gelen her çocuğun mutlaka göz hekimine götürülmesi gerektiğini, bu muayenede her iki gözün ayrı ayrı kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor. Okul döneminde çocuklarda sık görülen kusur ve hastalıkları sıralayan Dr. Şule Kadıoğlu Er, “Miyop, hipermetrop, astigmat gibi gözlük kusurları, göz nezlesi ve arpacık gibi enfeksiyonların tedavisi etkili bir şekilde ve erken dönemde yapılmalıdır. Tahtayı rahat göremeyen, kitabını, ödevini sağlıklı okumayan bir çocuğun okul başarısı düşeceğinden, düzeltilebilir sorunlar nedeniyle sıkıntı yaşamaları önlenmelidir” diyor.

cocuk_goz2ÇOCUKLARDA EN SIK GÖRÜLEN 5 GÖZ HASTALIĞI

Her çocuğun gözüyle ilgili yakınmalarını ifade etmediğini, bazı çocukların da bu tür sorunları söylemediklerini, bu durumun özellikle de birinci ve ikinci sınıf çocuklarında sık görüldüğünü hatırlatan Dr. Şule Kadıoğlu Er, okulda öğretmenlere de görev düştüğünü, çocukların göz muayenesinden geçmeleri konusunda yönlendirici olmaları gerektiğini belirtiyor. Okulda çocukların daha iyi ışıklandırılmış ortamlarda ders görmelerinin önemine değinen Dr. Er, öğretmenlerin çocukların kitaba 30-35 cm mesafeden bakmalarının sağlanmasının göz sağlığı açısından gerekli olduğunu söylüyor.

cocuk_goz1Çocuklarda ilkokul döneminde sık görülen 5 göz sorunu hakkında bilgi veren Dr. Şule Kadıoğlu Er, bu hastalıkların belirtileri, nedenleri ve tedavisine ilişkin şunları söylüyor:

1-MİYOP: Uzağı görememe halidir. Çocuklar kusurun büyüklüğü oranında bu sorundan etkileniyor. Uzağı zorlukla ve yetersiz gören çocuk, öğrenme güçlüğü çekiyor, dikkat eksikliği sendromu yaşıyor,  akıcı okuması ve çabuk idrak etmesi engelleniyor. En yaygın tedavi biçimi uygun numarada gözlük verilerek yapılıyor. Bir gözün kırma kusurunun çok yüksek olup diğer gözün normal olduğu durumlarda ise yüksek olan göze kontak lens kullanılabilir.

2-HİPERMETROP:  Uzak ve yakın görmeyi etkilemesi nedeniyle çocuklarda en çok üzerinde durulması gereken gözlük kusurudur. Çocuğun uzak, yakını net görememe, iki gözle birlikte görme (derinlik hissi gelişimi) göz hareketlerini, fokus kabiliyetini, göz-el ilişkisi gibi temel görsel becerilerini öğrenmesi gecikiyor. Bu becerilerden biri yetersizse veya fonksiyonunu yerine getiremiyorsa, çocuk çalışmasını yaşıtlarına göre daha zor sürdürüyor. Bu da baş ağrısı, yorgunluk ve diğer göz problemlerine yol açabiliyor. Yüksek hipermetropi çocuklarda göz tembelliğine neden olma riski nedeniyle, tedavisi çocuklarda rutin olarak yapılan altı aylık muayenede başlaması gereken bir durumdur. Çocuğa gözündeki kusura uygun gözlük verilerek tedavi edilebilir. İki göz arasında göz kusurunun fazla olduğu durumlarda yüksek hipermetrop olan gözde kontak lens takılması idealdir.

3-ASTİGMAT: Astigmatizma da diğer gözlük kusurları gibi genetik özellik gösterebilir. Miyop, hipermetrop veya karışık tipte astigmatizma oluşabilir. Oluşuna göre uzak, yakın ya da her iki mesafeyi de etkileyebilir. Tedavisi uygun numarada gözlük verilerek yapılıyor. Tedavinin yapılmadığı durumlarda; miyop ağırlıklıysa uzak görme etkileniyor, hipermetrop ağırlıklıysa uzak yakın bütün görme sıkıntı çekiyor. Objeleri ve tahtadaki yazıları iyi göremeyen çocuk öğrenme eksikliği yaşıyor. Bu da eğitim açısından çocuğun geri kalmasına neden oluyor. Diğer gözlük kusurları gibi çocuğun sosyal gelişimini etkiliyor. Okumasında gecikme, derslerinde geri kalma, özgüven eksikliği gibi sorunlara neden oluyor.

4-GÖZ ENFEKSİYONLARI: En çok bilinen ve çocuklarda yaygın olarak görülen enfeksiyonlar göz nezlesi ve arpacıktır.  Her iki enfeksiyonun da temelinde, çocuktaki alerjik faktörler ve kirpik dibi iltihapları yatabilir. Alerji ile başlayan göz nezlesi elini gözüne götürüp kaşıma ihtiyacı nedeniyle bakteri ve virüslerin çoğalmasına neden olur. Yıllarca süren alerjik göz nezlesi korneanın yıpranması nedeniyle “keratokonus” hastalığına neden olabilir. Belirtileri arasında, çapaklanma, batma, yanma, kaşıntı, göz sulanması geliyor. Etken mikroba göre tedavinin yapılması ve alerjik faktörlerin ortadan kaldırılması gerekiyor.

5-ARPACIK HASTALIĞI: El, havlu ya da havuz gibi enfekte bir ortamdan mikrop bulaşması ile oluşabilir. Altta yatan nedenlerden kirpik dibi iltihabı önemsenmelidir. Bu alerjik zemini olan çocukların çok iyi takip edilmesi gerekiyor.  Belirtileri göz kapaklarında şişlik, ağrı, apse olabilir. Tedavisinde göz kapağı hijyenini sağlayan temizleme mendillerinden, ılık pansuman, antibiyotik damla ve pomatlardan yararlanılıyor. Pansuman yapılacaksa steril şartlarda uygulanmalıdır. Kronikleşirse operasyon ihtiyacı doğabilir.