YÜRÜRKEN 3, KOŞARKEN 10 KİLO YÜK BİNİYOR

Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar
Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar

Gün içinde vücudunuzun tüm yükünü ayaklar mı yoksa dizler mi çekiyor derseniz birinci sırada dizlerin geldiğini söylemek yanlış olmaz. Ancak dizlere daha az yük binmesini engellemek için birşeyler yapmak mümkün. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, taşıdığımız her fazla kilonun dizlere yürürken 3, koşarken 10 kilo fazladan yük bindiğini belirtiyor. Dizlere binen yükün artması nedeniyle dizleri saran kıkırdaklarda aşınmalar ve harabiyet oluyor. Bunu da kemiklerdeki şekil bozuklukları (osteoartrit), ağrı ve hareket kısıtlılığı takip ediyor.

Hayat boyu diz sağlığını korumaya yarayacak bazı önerilerde bulunan Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, başlıca 5 öneride bulunuyor:

1-KİLONUZA DİKKAT EDİN: Dizinize fazla yük bindirmeyin. Sahip olduğunuz her fazla kilo dizlerinize yürürken 3 kilo koşarken 10 kilo fazla yük bindirir. Merdiven çıkarken acele etmeyin, korkuluktan tutunun.

2-DİZ KASLARINI GÜÇLENDİRİN: Uyluk kaslarınızı kuvvetlendirin. Düzenli egzersiz diz kaslarını kuvvetli tutmanın başlıca yoludur. Düzenli olarak günde 30 dakika egzersiz yapılmaya çalışılmak önemlidir. Diz çevresindeki kasların kuvvetli olması dizde kıkırdak hasarını önleyen en önemli faktörlerin başında gelir. Dizin üst-ön bölümünde yer alan Quadriseps kasının yüzde 25 daha kuvvetli olması bile diz kemiklerindeki şekil bozukluklarının oluşmasını yüzde 30 oranında azaltıyor. Dizlerdeki kaslar, dizin üst ve iç tarafındaki kaslardır. Otururken dizlerinizi sıkıştırmak bu kasları kuvvetlendirmenini basit bir yoludur.

3-DİZE YÜK BİNDİREN HAREKETLERİ YAPMAYIN: Dizinizi 90 dereceden fazla bükmemeye çalışın, günlük hareketler sırasında veya spor yaparken dizinizle ayağınızın aynı dizilimde olmasına dikkat edin. Spor sonrasında ağrı hissettiğinizde bunu hafife almayın. Ağrı azalıncaya kadar egzersize ara verin bu sürede dizinize yük bindirmeyen diğer egzersizleri yapabilirsiniz. Ağrı 2 hafta içinde düzelmezse bir sağlık kuruluşuna başvurun.

4-DİZE DOST SPORLAR YAPIN: Diz yaralanması osteoartrit oluşma riskini katlayarak artırır. Dizlerde yaralanma riskinin az olduğu sporlar yapılmalı. Günlük hafif egzersizler, arasıra yapılan ağır egzersizlerden daha faydalıdır. Yapılan egzersizler kuvvetle birlikte esnekliği de artırmalıdır. Yürüme, yüzme, yoga, pilates bu tür sporlardır.

5-DOĞRU AYAKKABI DİZLERİ DE KORUR: Doğru ayakkabı seçimi önemlidir. Ayakkabıların ayaklara vücudun yükünü anatomik olarak dağıtacak şekilde olması gereklidir. Ayakkabıların anatomik olması veya ayaklarda şekil bozukluğu varsa bunları düzeltecek şekilde olması dizlere binen yükü azaltır. Yüksek topuklar dize binen yükü artırarak kemiklerde şekil bozukluğu oluşmasına neden olur.

Kadınlarda ‘geniş kalça’ risk faktörü
Günlük hayatta dizleri korumak için önlemler almak gerekiyor. Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, genel olarak olarak anatomik farklılıklardan ve aylık hormonal dalgalanmalardan dolayı kadınların spor ve egzersiz sırasında yaralanmaya daha yatkın olduğunun altını çiziyor ve bu konuda şu bilgileri veriyor:

“Kadınlarda geniş kalçalar diz üzerinde dışa doğru daha fazla çekme kuvveti yaratıyor. Bu diz çevresindeki bağlarda artmış stres oluşturuyor. Adet dönemlerinde kadınlarda artmış östrojen nedeniyle ligamanlarda hafif gevşeklik meydana geliyor. Bu gevşeklik kadınlarda yaralanma riskini artırıyor. Bununla birlikte, diz problemleri her iki cinste de en sık görülen ortopedik problemler arasında yer alıyor. Ancak erkekler ve kadınların diz problemleri birbirinden farklılıklar gösteriyor. Erkeklerde daha çok travma sonrası gelişen menisküs yırtıkları,  bağ ve tendon yırtıkları gibi yaralanmalar sonrası gelişen problemler görülüyor. Kadınlarda ise tekrarlayan zorlama sonucu kıkırdakta yıpranma,  osteoartrit gibi problemler ortaya çıkıyor.”

Dizlerde en çok bu hastalıklar çıkıyor!

Dizlerde en fazla görülen hastalıklar hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, bunları şöyle sıralıyor:

  1. Diz hastalıkları akut veya kronik olarak karşımıza çıkabilir. Akut diz hastalıkları daha çok yaralanmalar sonucu ortaya çıkar.
  2. Şiddetli yaralanmalar sonucu dizde kırıklar ve çıkıklar görülebilir. Bu yaralanmaların tanınması ve acil tedavisi önemlidir.
  3. Dizlerde yaralanmalara bağlı menisküs yırtıkları, bağ ve tendon yaralanmaları özellikle genç erkeklerde sık görülür.
  4. Dizde artrit kronik hastalık oluşturur. Artrite bir çok romatolojik hastalık yol açabilir. (Romatoid artrit, gut vs)
  5. Çocuklarda büyüme çağında kemiklerin hızlı büyümesine diz kapağındaki tendonun uyum gösterememesi nedeniyle, aşırı gerilmeye bağlı kronik diz önü ağrısı oluşabilir. (OsGood Schlatter Hastalığı)
  6. Genç hastalarda (özellikle genç kadınlarda) diz kapağı kemiğinin dizilim bozukluğuna bağlı diz önü ağrısı sık görülür.
  7. Orta yaşlı erkek ve kadın hastalarda dizlerde dizilim bozukluklarına bağlı eklemde artan yüklere bağlı eklem aralıklarında daralma, hareket kısıtlılığı ve ağrı şikayetleri oluşabilir.
  8. Özellikle kadın hastalarda yaşla birlikte dizlerdeki kıkırdaklarda yumuşama, yıpranma ve ileri durumlarda dizlerde şekil bozuklukları ve kireçlenme gelişebilir.
  9. Bu hastalıkların ilk tedavisi ameliyat dışı yöntemlerledir. Bu amaçla aktivite modifikasyonu, soğuk uygulama, nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar, bitkisel destek tedavileri, dizlikler ve fizik tedavi kullanılabilir. Bu tedaviye cevap vermeyen hastalarda cerahi tedavi seçenekleri değerlendirilir.

BİR KİLO YAĞDAN KURTULMAK İÇİN NE YAPMAK GEREK?

 

İpek Ertan
İpek Ertan

Hepimizin amacı sağlıklı yaşamak ve sağlığımızı da korumaya devam etmek. Ancak bunu yapabilmemiz için sağlıklı kiloda olmamız gerekiyor. Kilo konusunda ipin ucu bir kaçınca bir daha yakalamak zor oluyor, çok emek harcamak gerekiyor. Hayatımızda hiç zayıflama amaçlı diyet yapmadıysak artık bunu düşünüp uygulamamız ve düzenli spor yapmayı hayatımız boyunca alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, zayıflamanın da bir matematiği olduğunu, örneğin vücuttaki bir kiloluk yağ deposunun 7 bin kalorilik bir enerjiye denk olduğunu, bir kilo yağdan kurtulmak için de bu enerjinin harcanması gerektiğini belirtiyor.

En çok kadınların derdi olan zayıflama konusunda neleri doğru, neleri yanlış yaptığımızı anlatan İpek Ertan, bu konuda en çok merak edilen soruları şöyle yanıtlıyor:

1-Tıpta kişiye özel tedavi diye bir kavram vardır. Hep de dile getirilir. Kişiye özel zayıflama diye de bir yaklaşım var. Bu yaklaşım tam olarak neleri kapsıyor?

Bir kişinin zayıflaması için günlük harcadığı enerjiden daha az enerji alması gerekir. Bir günde harcanan enerjiyi belirleyen asıl etmen ise bazal metabolizma hızıdır. Bir kişinin yaşı, boyu, cinsiyeti, kilosu, kas ağırlığı gibi etmenlerde bazal metabolizmayı belirleyen kriterlerdir. Dolayısıyla her zayıflama programı kişiye özel olmalıdır. Aynı boy, aynı kilo, aynı yaş ve cinsiyette olan iki kişinin de metabolizma hızı aynı değildir. Herhangi bir hastalığının olup olmaması, geçmişte veya şu anda spor yapıp yapmaması bazal metabolizmasını etkiler. Ayrıca kişilerin yaşam şekilleri, çalışma düzeni alması gereken enerjiyi ve beslenme düzenini bire bir etkiler. Bu nedenle bir diyetin etkili olup kilo verdirmesi ve sonrasında korumayı sağlayacak beslenme alışkanlıklarını kişiye kazandırabilmesi için kesinlikle kişiye özel planlanmalıdır.

2-Zayıflamak isteyen kişiler ne yapmalıdır? İnternet sitelerinde üç günde 5-10 kilo verdiren diyet anonsuyla yüzlerce diyet listesi dolaşıyor. Sosyal medyadan da bunlar paylaşılıyor. Üç günde bu diyetlerle 10 kilo veren bir kişinin yaptığı doğru mu, değilse nedenleri nelerdir?

Zayıflamak ciddi bir iştir. Sağlığı birebir etkiler. Kilo vermek isteyen birinin ilk yapması gereken bir endokrinoloji uzmanı veya dahiliye uzmanına başvurmaktır. Kilo almaya neden olan herhangi bir sağlık probleminin olup olmadığı ancak bu şekilde saptanabilir. İnsülin direnci, hipotroidi, D vitamini yetersizliği, kansızlık, kabızlık gibi sağlık problemleri ile beraber kilo vermek zordur ve bu problemler saptanmadan kilo verilmeye çalışılırsa sağlık daha da bozulabilir. Endokrinolog veya dahiliye tarafından görüldükten sonra zayıflamak isteyen bir kişi diyet uzmanı ile bir diyete başlarsa en sağlıklı şekilde kilo vermeyi sağlayabilir.

Kilo vermek sadece tartıda hafiflemek değildir. Verilen kilolar yağdan gitmiyorsa sağlıklı bir şekilde kilo verilmiyor demektir. 1 kg yağ deposu 7000 kcal lik bir enerji demektir. Yani 1 kg yağ kaybetmek için 7000 kcal harcayıp almamak gerekir. Gelin küçük bir hesap yapalım: Yetişkin ve kilo vermek isteyen bir kadını ele alalım. Ortalama bir günde 2000 kalori enerji harcadığını kabul edelim. Her gün beslenmesi ile 1000 kalori alsa 7 günün sonunda 7000 kalori eksik almış ve 1 kg yağ kaybetmiş olabilir, tabi ki öğünlerinin düzenini aksatmaması kaydıyla. Bu küçük hesaplamayla bir kişinin bırakın 3 günde 10 kilo vermeyi, haftada 3 kg vermesi bile ne kadar sağlıksız bir iş yaptığını anlamamız mümkündür. Çünkü verilen 3 kilogramın yağ olması imkansız! Giden kas ve sudur! Vücut ilk fırsatta bu kas ve su kaybını yerine koyacaktır. İlk fırsat derken de abartılı yemeklerden bahsetmiyorum. Yapılan diyetin kalori olarak biraz üzerine çıktıktan sonra kilo alımı gerçekleşecektir. Sonrası ise maalesef bildiğimiz senaryodur: ”O kadar uğraştım kilo verdim, verdiğim tüm kiloları fazlasıyla geri aldım”.

Bu tür diyetlerin zararları nelerdir?

Bu tür diyetler sonucunda sindirim sisteminin çalışma düzeni bozulabilir. Kabızlık oluşur, bağırsaktaki yararlı bakteriler ölür ve zararlı bakterilerin sayısı artar. Bu da tüm vitamin ve minerallerin emilimini bozar. Zaten düşük enerji alımı ile tüm vitamin ve mineral depoları boşalır ve ihtiyaç halinde vücut bu vitamin ve mineralleri bulamazsa birçok metabolik olay aksar. En kolay göze çarpanları saç dökülmeleri, kansızlık, halsizlik, çabuk yorulma gibi sağlık problemleridir. Zayıflamada amaç sadece ve sadece yağ kaybetmek olmalıdır. Unutmamak gerekir ki yağ kaybı da çok kolay bir şey değildir. Ve yağlar öyle kolayca gitmez!

3-Kilo kaybı sadece mevsimlik bir incelme faaliyeti olarak görülüyor. Beslenme uzmanı olarak size sorsam, zayıflamanın mevsimi var mıdır?

Kesinlikle olmaz. Zaten kilo alıp vermek şekerden tutun, tansiyona, karaciğer yağlanmasından tutun dolaşım bozukluklarına birçok hastalığın nedeni olabilir. Diyet yapmaya başlarken benim hastalarıma mutlaka sorduğum soru şudur: Diyet yapmak sorun değil onu korumak için hazır mısınız? Biraz azim ve sabırla kilo vermek kolaydır. Asıl önemli olan verilen kiloları koruma kısmıdır. Bu nedenle asıl takip edilmesi gereken dönem kilo koruma dönemidir.

4-Kısa süre kilo vermek metabolizmaya zarar veriyor mu?

İnsan vücudunun bulunduğu ortama kendini adapte etme özelliği vardır. Vücudumuz günlük alınan kaloriye göre ve yaktığı enerjiye göre bazal metabolizma hızını azaltıp arttırabilir. Diyet yaparken en büyük problemlerden biri budur. Besinlerle alınan enerji azaldıkça vücutta harcadığı enerjiyi azaltır. Hızlı kilo verildiğinde ise bu süreç daha da hızlanır. En büyük problem hızlı kilo kayıplarında koruma sürecidir. Hızlı kilo kaybeden bir kişinin indiği kiloyu koruması çok zordur. Hızlı kilo kayıplarında ayrıca kas kaybı fazladır. Bazal metabolizma hızını belirleyen en önemli etmenlerden biri ise kas kitlesidir. Dolayısıyla azalan kas kitlesinin doğal bir sonucu olarak da metabolizma kesinlikle yavaşlayacaktır. Metabolizmanın yavaşlaması verilen kiloların korunmasını zorlaştırır. Sık sık kilo alıp veren birinin her diyeti bir öncekine göre metabolizma hızı yavaşladığı için daha zor olacaktır.

5-İnsanlar zayıflama sözkonusu olunca neden mucize diyetlerden vazgeçmiyor?

Kilo vermek daha doğrusu diyet yapmak gerçekten zor bir iştir. Kilo vermek isteyen kişinin çok kararlı ve sabırlı olması gerekir. Diyete başlayan birinin de sosyal hayatına aynen devam etmesi diyet yapmayı zorlaştırır. Ara ara diyetler elbette bozulabilir, kalorisi yüksek besinler tüketilebilir. Önemli olan o kaçamakları dengeleyip diyete kaldığı yerden devam etmesini bilmektir. Çoğu kişi bunu yapamadığı için hızlıca kilo verdiren diyetleri yapmaya çalışır. İster ki kısa bir süre için ben hayatımı dondurayım sadece diyet yapayım ve vermem gereken kilolar bitsin ondan sonra hayatıma kaldığım yerden devam edeyim. Bu mantıkla diyet yapmak zaten uzun bir süre için mümkün değildir. Sadece diyet yapmaya hayatı indirgediğinizde hayat çok daha zorlaşır ve keyifsiz bir hal alır. Önemli olan diyet yaparken yemek yeme yerine başka keyif veren aktiviteler koymaktır. Diyet yapan birinin kesinlikle sosyal hayatına devam etmesi gerekir, kendini bu ortamlardan izole ederse çok daha mutsuz olacaktır. Sadece gittiği yerlerde seçimlerini diyetine uygun olarak yapması zaten yeterli olacaktır. Kilo verme konusunda mucize diye bir şey yoktur. Sağlıklı kilo vermek emek ister!

6-Son yıllarda beslenme uzmanı olmayan kişiler de çıkıp insanları zayıflatmaya kalkıyor. Spor hocaları, yurtdışında birkaç aylık eğitimler almış ‘beslenme guruları’. Bu doğru mu?

  • Kilo vermeye çalışırken önemli olan yağdan vermektir. Tartıda kilonun azaldığını görmek hiçbir şey ifade etmez. Eğer dengeli bir diyet yapmazsanız yağdan kaybedemezsiniz. Sadece kalori hesabı yaparak elbette kilo kaybedebilirsiniz. Ama kaslarınızı      koruyacak şekilde beslenmezseniz yağdan çok kas ve su kaybı yaşayacaksınız demektir. Uzun vadede bakıldığında kas kaybı beraberinde birçok sağlık problemi getirir; kanın asitliğinin artması, mineral emilimlerinin azalması, kemik erimesi, halsizlik, yorgunluk…
  • Sağlıklı beslenme aynı zamanda vücudun ihtiyacı olan besin öğelerinin karşılanması açısından da çok  önemlidir. Birçok besin öğesini sadece besinlerle beraber alırız. Dengesiz ve yetersiz beslendiğimizde de bu besin öğelerinden eksik beslenmişiz      demektir.
  • Kilo vermeye çalışırken sağlığı korumaktan vazgeçmemelidir. Kaliteli yaşamda asıl önemli olan sağlıktır. Ne yaparsak yapalım sağlığımızı koruyarak yapmalıyız. Tüm bu konulara birkaç aylık eğitimler ile sahip olmak mümkün değildir. Spor eğitmenlerinin      ise beslenme konusunda genellikle pek bir eğitimleri yoktur. Daha çok protein ağırlıklı beslenmesini insanların önererek ve ağırlıklı spor yaptırarak kilo verdirmeyi hedeflerler.
  • Dünya giderek obezleşiyor ve zayıflamak isteyen insanların sayısı her geçen gün biraz daha artıyor. Böyle bir ortamda bu tür eğitimsiz kişiler hep olacak ve sağlıksız da olsa insanları kilo verdirme konusunda yönlendirmeye çalışacaklardır. Önemli olan zayıflamak isteyen kişilerin bilinçlenmesi ve doğru olanı seçmeye çalışmasıdır. Sağlıklı yollarla kilo vermek bu tür kişilerin önerdiği diyetlere göre daha uzun bir zaman alabilir. Fakat sağlık her şeyden önemlidir.

 

 

 

genc_kiz_beslenme2

ŞİŞMAN KIZLARDA BÜYÜYÜNCE KİLO TAKINTISI OLUYOR

Genç kızlar beslenmede en çok bu 4 hatayı yapıyor

Ergenlik dönemi büyüme ve gelişmenin devam ettiği çok önemli bir dönem. Bu dönemde yağ hücreleri ve vücudun yağ oranı da şekilleniyor. Bu nedenle doğru beslenme ve fiziksel aktivite genç kızlar için büyük önem taşıyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Alanyalı, “Bu dönemde yapılan bilinçsiz diyetler ve tek tip beslenme metabolizmayı olumsuz yönde etkilediğini ve bu etkilerin ilerleyen yıllara da yansıyor. Bu yaşlarda şişman olan genç kızlarda, ilerleyen yıllarda kilo takıntısı ve buna bağlı yeme bozuklukları da gelişebiliyor” diyor.

Ayşe Alanyalı
Ayşe Alanyalı

Genç kızlık döneminde yanlış diyetler ile kilo vermeye çalışanların, metabolizmalarının çalışma düzenini de bozarak ileriki yıllarda kilo problemine davetiye çıkardıklarına değinen Ayşe Alanyalı,  bunun yerine bir beslenme uzmanıyla birlikte sağlıklı beslenmeye odaklanılmasıyla, hem vücudun yağ-kas dengesinin korunabileceğini, hem de büyüme gelişmeye destek olunabileceğini söylüyor.

Genç kızların günümüzde beslenme konusunda en sık yaptıkları 4 hatayı anlatan Ayşe Alanyalı, bu konuda şu bilgileri veriyor:

1- Kahvaltı etmemek: Kahvaltı metabolizmanın sağlıklı çalışması için günün en önemli öğünüdür. Ayrıca konsantrasyon, ders başarısı açısından da son derece önemli. Bu nedenle mutlaka kahvaltı edilmesini öneriyoruz.

2- Öğlen öğünü atlamak veya fast-food türü besinlerle geçirmek: Öğlen öğününü atlayan gençler, okuldan eve çok aç gelip yüksek kalorili besinlere saldırıyor veya öğlen yemeği yerine fast-food türü yüksek kalori ve yağ içerikli besinler tüketiyorlar. Bu tip durumlar kilo almaya neden oluyor. Bunun yerine mutlaka düzenli bir öğlen yemeği tüketmeye özen gösterilmeli.

3- Gece geç saatte, özellikle ders çalışırken, bilgisayar başında abur-cubur tüketmek: Gece geç saatlerde alınan fazla kaloriler, vücudun yağ oranını yükseltiyor. Gece yatmadan 2-3 saat önce besin tüketimine son verilmeli. Bunun yerine çok geç olmayan bir saatte meyve tüketilebilir.

4- Yüksek kalorili ve şekerli içecekler tüketmek: Şekerli ve gazlı içecekler, kremalı kahveler fazlaca kalori alımına neden oluyor. Ayrıca iştahın da artmasına ve su tüketiminin azalmasına da sebep oluyor. Bu gibi içecekleri tüketmeyi bir alışkanlık haline getirmekten kaçınılması gerekiyor.

Genc_kiz_beslenme1Genç kızların beslenmeleri konusunda sık sorulan soruları da yanıtlayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Alanyalı, şu bilgileri veriyor:

Bazı anneler kızlarına zayıf kalmaları konusunda çok yoğun bir baskı yapıyor. Bu konuda sağlıklı bir anne tavrı nasıl olmalıdır, kızını nasıl yönlendirmelidir?

Ergenlik dönemi vücutta hızlı değişimlerin olduğu bir dönem ve buna bağlı olarak gencin beden algısı da değişiyor. Özellikle bu dönemde gencin kendiyle barışık olması, kendi bedenini sevmesi önemli. Annelerin, kızlarına zayıf kalma yönünde yaptıkları baskı, gencin özgüvenini zedeleyebilir. Bu durum kilo takıntısı ve buna bağlı yeme bozukluklarını da beraberinde getirebilir. Bunun için anne, zayıf kalma baskısı yapmak yerine sağlıklı beslenme alışkanlığını geliştirmeye çalışmalı. Gencin sağlıklı beslenme alışkanlığı geliştirmesine tüm aile bireyleri destek olmalı ve en başta ebeveynler doğru örnek olmalı.

Genç kızların sağlıklı beslenmelerine destek olabilmek amacıyla günlük mutfak nasıl olmalıdır, evin mutfak düzeninde nelere dikkat edilmelidir?

Genç kızların sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmesinde evdeki mutfak düzeni çok önemli. Mutlaka sebze yemeklerine de yer verilmeli ve her besin grubunu gencin tüketmesi sağlanmalı. Sürekli kek, kurabiye , börek gibi besinlerin olduğu bir evde tabi ki kilo almak kaçınılmaz; bu sebeple bu tip besinler ancak belirli periyotta (örneğin haftada 1 gün) bulundurulmalı.

Gençlik döneminde tek gıda tüketen, yüksek kalorili yiyenleri yetişkinlik döneminde neler bekler? Metabolizmaları sağlıklı çalışır mı?

Gençlik dönemi, vücut yapısı ve metabolizmanın şekillendiği bir dönem. Bu dönemde tek yönlü beslenen bireylerin, ilerleyen yaşlarda metabolizmaları da olumsuz etkileniyor. Yüksek kalorili besinler tüketerek vücut yağ oranı yükselen gençler, yetişkinlikte de obeziteye yatkın oluyor.

Kişinin sağlıklı bir kiloda kalmasında istikrar önemli, ancak gençler çabuk sıkılıyor. Onların beslenmesinde hem istikrarı sağlayıp hem de sıkılmadan kilolarını korumalarında ne gibi önerileriniz olur? 

Hem gençler, hem de bazen yetişkinler bu gibi beslenme hatalarına düşebiliyor. Özellikle hızlı kilo verme isteği, bu hataların temel nedenlerini oluşturuyor. Hızlı verilen kiloların, hızla katlanarak geri alındığı ve metabolizmayı olumsuz etkilediği kesinlikle unutulmamalıdır. Bunun yerine sağlıklı beslenmeyi hedeflemek ve en önemlisi bunu yaşam tarzı haline getirmek çok önemlidir. Çünkü gençlerin önünde sağlıkla yaşanacak uzun yılların olduğunu düşünerek beslenmelerinin doğru bir şekilde yönetilmesi gerekiyor.