ÇOCUKLUĞUMUZUN MASUMİYETLERİNDEN ‘KIRMIZI KURDELE’

 

İlkokul birinci sınıfta okuma yazmayı öğrenmek için ne uğraşıyor çocuklar. Harfler, heceler, cümleler, fişler, boncuk saymalar, sayılar derken çocuklar, nasıl da strese giriyor. Biz küçükken ilk okuma yazmayı sökenin önlüğüne bir kırmızı kurdele iliştirilirdi. Şimdi düşünüyorum da ne kadar masum bir ödülmüş. Bir minik kurdelecikle öğretmenin seni onurlandırıyor. Çocuklar arasında malla, mülkle, zenginlikle, pahalı kıyafetler, çantalar, kalemlerle uçurumlar yaratılmayan güzel zamanların sembolü olarak hatırlıyorum kırmızı kurdeleyi. Yeğenimin öğretmeni de uğraşmış kızlara ayrı, erkeklere ayrı tek tek süsleyerek karneler hazırlamış. Çocuklara ne kadar değer veren bir öğretmen olduğu belli. Başarıyı o da kendi eliyle yaptığı süslerle ödüllendirmiş. Çok sevindim.

Geçmişe dönünce hatırladığım bizim karnelerimiz renksiz oluşuydu. Üzerinde Atatürk fotoğrafı olurdu, bu fotoğrafı görünce sevinirdik, Atatürk bizi görüyormuş gibi çalışkan olmak, derslerimizde başarı elde etmek için uğraşırdık. Öğretmenlerimiz vatanımızı kurtarmak için Atatürk’ün ve insanlarımızın canla başla çalıştıklarını anlattıklarından olsa gerek tembellik etmeye, yan gelip yatmaya, hakkımız olmayana uzanmaya utanırdık. Sonraki hayatımızda da aynı dürüstlükle, doğrulukla hayatımıza yön verdik. Karnemizde çok şükür haram, haksızlık, yalan yok. Kırmızı kurdeleyi hak eder miyiz Allah bilir orasını. Ancak yüzümüzü kızartacak suçlar işlememenin mutluluğu da ayrı bir gururdur. Şimdiki zaman insanların maneviyatımıza saldırdığı, temiz olarak bildiğimiz ne varsa acımasızca kirletmeye çalıştıkları, sık sık keşke bu zamanda değil başka zamanda yaşasaydık düşüncesini taşıdığımız günlerle dolu. Her devrin sıkıntıları, üzüntüleri çoktur eminim. Dünyaya gelip de kim cennette yaşıyor? Belki geçici bir süre paranın refahıyla bizlerin hayal bile edemediği hayatlar yaşıyorlar. Ancak eden bu dünyada karşılığını bulmadan öteki dünyaya gitmiyor. Sırma kaftanlar giyiyorlar, gücü ellerine alıp insanlara olanca zulmü ediyorlar ama Allah’ın şaşmaz adaletinden de kaçamıyorlar. Bunu bilmek de bizlere yetiyor zaten.

cin_ali_800_300_fon

SENİN CİN ALİ’N HANGİSİ?

70′lerin şanslı çocuklarıyız, çünkü Cin Alimiz vardı!

70’lerde doğan bebeler ilkokula başladığında Cin Ali serisi vardı. Okumaya yardımcı bir kitaptı. Toplam 10 taneydi. Her birinin üzerinde numarası vardı. Öğretmenler öğrencilerin gösterdiği gelişmeye göre sırayla okuturlardı.

Cin Ali’nin yaratıcısı merhum öğretmen Rasim Kaygusuz’un, ilkokul çocuklarının okuma yazmayı daha kolay sökmesi için hazırladığı bu mini mini ve kolları, bacakları çizgi şeklindeki erkek çocuğunun maceralarının ilk kitabı “Cin Ali’nin Atı” ismini taşıyordu. Ne zamandır unutmuştum arkadaşımı yeniden kavuştum.

Mini mini boydaki sevimli kitapların üzerinde “19 Mart 1973 Tarihli ve 1738 sayılı Tebliğler Dergisi ile ilkokullara tavsiye edilmiştir” yazıyor. Yani ben doğmadan okutulması yönünde tavsiye kararı çıkmış. İçindeki iri yazıları kekeleye kekeleye okumaya çalışırken annemiz, babamız kim müsaitse yardımımıza koşar, okuma yazmayı sökelim diye uğraşıp dururlardı. Cin Ali okumak bizim için bir ceza değildi, ders de değildi. Çizgiden yapılmış, hayalimizde sıcacık duran, çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdı.

cin_ali_serisiBana Cin Ali’nin 10 kitabını da öğretmenlik yapan ablam armağan etti. Vallahi bayramda akide şekeri-lokum almışçasına sevindim. Kapağını açmaya kıyamadım desem yeridir. Hepsini hatırlıyordum elbette. Ama en çok “Cin Ali’nin Karagözlü Kuzusu” kitabını sevdiğimi hatırladım.

Cin Ali’nin içeriği mizahçıların yıllarca güldürülerine konu oldu. Günümüz komedyenlerinden Cem Yılmaz da birçok gösterisinde Cin Ali’nin o sevimli içeriklerine yer vermeden geçemedi.

Cin Ali’nin Atı kitabından birkaç örnekle hatırlayalım biraz:

“Cin Ali, bak! At.

Bak, Cin Ali, bak. Bu at.

-Baba, o atı bana al.

-Cin Ali, bu at. O da ot.

-Baba, bu ata ot al.

-Cin Ali, bu ot, o da at. Otu al, ata ver.”

Bizim çocukluğumuzdan bugüne kalmış, öyle şimdiki bebelerinki gibi yüzlerce fotoğraf karesi yok yazık ki. Onlarca oyuncağımız da yok. Çocukluğumdan bugüne kalan tek eşyam, yıllarca kuzenimin dolabında sakladığı bir 3 yaş elbisemdir. O kadar. Üzerinde beyaz bir tavşancık var.

İşte bir de çocukluğumun Cin Ali’si. Okuma yazmayı öğreten küçük öğretmenimiz. İyi ki yeniden basmışlar Cin Ali serisini. Kütüphanemde eksikliğini duyuyordum ne zamandır. Kavuştum sonunda. Benden mutlusu yok. Yine 7 yaşındayım sayesinde:)

 

ÇOCUK KİTABA 30-35 CM MESAFEDEN BAKMALI

Çocukları okulda gözden düşüren 5 hastalık!

Dr_Sule_Kadioglu_ErOkul hayatında çocukların gözlerindeki bozukluklar ve oluşan hastalıklar başarılarını olumsuz yönde etkiliyor. Bazı çocuklar bu rahatsızlıklarını dile getirmiyor, aileler de fark edemediği zaman çocukların derse ilgisi azalıyor, zekasında bir sorun olmadığı halde göstermesi gereken başarısının çok arkasında kalıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Şule Kadıoğlu Er, ilkokul çağına gelen her çocuğun mutlaka göz hekimine götürülmesi gerektiğini, bu muayenede her iki gözün ayrı ayrı kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor. Okul döneminde çocuklarda sık görülen kusur ve hastalıkları sıralayan Dr. Şule Kadıoğlu Er, “Miyop, hipermetrop, astigmat gibi gözlük kusurları, göz nezlesi ve arpacık gibi enfeksiyonların tedavisi etkili bir şekilde ve erken dönemde yapılmalıdır. Tahtayı rahat göremeyen, kitabını, ödevini sağlıklı okumayan bir çocuğun okul başarısı düşeceğinden, düzeltilebilir sorunlar nedeniyle sıkıntı yaşamaları önlenmelidir” diyor.

cocuk_goz2ÇOCUKLARDA EN SIK GÖRÜLEN 5 GÖZ HASTALIĞI

Her çocuğun gözüyle ilgili yakınmalarını ifade etmediğini, bazı çocukların da bu tür sorunları söylemediklerini, bu durumun özellikle de birinci ve ikinci sınıf çocuklarında sık görüldüğünü hatırlatan Dr. Şule Kadıoğlu Er, okulda öğretmenlere de görev düştüğünü, çocukların göz muayenesinden geçmeleri konusunda yönlendirici olmaları gerektiğini belirtiyor. Okulda çocukların daha iyi ışıklandırılmış ortamlarda ders görmelerinin önemine değinen Dr. Er, öğretmenlerin çocukların kitaba 30-35 cm mesafeden bakmalarının sağlanmasının göz sağlığı açısından gerekli olduğunu söylüyor.

cocuk_goz1Çocuklarda ilkokul döneminde sık görülen 5 göz sorunu hakkında bilgi veren Dr. Şule Kadıoğlu Er, bu hastalıkların belirtileri, nedenleri ve tedavisine ilişkin şunları söylüyor:

1-MİYOP: Uzağı görememe halidir. Çocuklar kusurun büyüklüğü oranında bu sorundan etkileniyor. Uzağı zorlukla ve yetersiz gören çocuk, öğrenme güçlüğü çekiyor, dikkat eksikliği sendromu yaşıyor,  akıcı okuması ve çabuk idrak etmesi engelleniyor. En yaygın tedavi biçimi uygun numarada gözlük verilerek yapılıyor. Bir gözün kırma kusurunun çok yüksek olup diğer gözün normal olduğu durumlarda ise yüksek olan göze kontak lens kullanılabilir.

2-HİPERMETROP:  Uzak ve yakın görmeyi etkilemesi nedeniyle çocuklarda en çok üzerinde durulması gereken gözlük kusurudur. Çocuğun uzak, yakını net görememe, iki gözle birlikte görme (derinlik hissi gelişimi) göz hareketlerini, fokus kabiliyetini, göz-el ilişkisi gibi temel görsel becerilerini öğrenmesi gecikiyor. Bu becerilerden biri yetersizse veya fonksiyonunu yerine getiremiyorsa, çocuk çalışmasını yaşıtlarına göre daha zor sürdürüyor. Bu da baş ağrısı, yorgunluk ve diğer göz problemlerine yol açabiliyor. Yüksek hipermetropi çocuklarda göz tembelliğine neden olma riski nedeniyle, tedavisi çocuklarda rutin olarak yapılan altı aylık muayenede başlaması gereken bir durumdur. Çocuğa gözündeki kusura uygun gözlük verilerek tedavi edilebilir. İki göz arasında göz kusurunun fazla olduğu durumlarda yüksek hipermetrop olan gözde kontak lens takılması idealdir.

3-ASTİGMAT: Astigmatizma da diğer gözlük kusurları gibi genetik özellik gösterebilir. Miyop, hipermetrop veya karışık tipte astigmatizma oluşabilir. Oluşuna göre uzak, yakın ya da her iki mesafeyi de etkileyebilir. Tedavisi uygun numarada gözlük verilerek yapılıyor. Tedavinin yapılmadığı durumlarda; miyop ağırlıklıysa uzak görme etkileniyor, hipermetrop ağırlıklıysa uzak yakın bütün görme sıkıntı çekiyor. Objeleri ve tahtadaki yazıları iyi göremeyen çocuk öğrenme eksikliği yaşıyor. Bu da eğitim açısından çocuğun geri kalmasına neden oluyor. Diğer gözlük kusurları gibi çocuğun sosyal gelişimini etkiliyor. Okumasında gecikme, derslerinde geri kalma, özgüven eksikliği gibi sorunlara neden oluyor.

4-GÖZ ENFEKSİYONLARI: En çok bilinen ve çocuklarda yaygın olarak görülen enfeksiyonlar göz nezlesi ve arpacıktır.  Her iki enfeksiyonun da temelinde, çocuktaki alerjik faktörler ve kirpik dibi iltihapları yatabilir. Alerji ile başlayan göz nezlesi elini gözüne götürüp kaşıma ihtiyacı nedeniyle bakteri ve virüslerin çoğalmasına neden olur. Yıllarca süren alerjik göz nezlesi korneanın yıpranması nedeniyle “keratokonus” hastalığına neden olabilir. Belirtileri arasında, çapaklanma, batma, yanma, kaşıntı, göz sulanması geliyor. Etken mikroba göre tedavinin yapılması ve alerjik faktörlerin ortadan kaldırılması gerekiyor.

5-ARPACIK HASTALIĞI: El, havlu ya da havuz gibi enfekte bir ortamdan mikrop bulaşması ile oluşabilir. Altta yatan nedenlerden kirpik dibi iltihabı önemsenmelidir. Bu alerjik zemini olan çocukların çok iyi takip edilmesi gerekiyor.  Belirtileri göz kapaklarında şişlik, ağrı, apse olabilir. Tedavisinde göz kapağı hijyenini sağlayan temizleme mendillerinden, ılık pansuman, antibiyotik damla ve pomatlardan yararlanılıyor. Pansuman yapılacaksa steril şartlarda uygulanmalıdır. Kronikleşirse operasyon ihtiyacı doğabilir.