PASAPORTUNUZU BİLE DEĞİŞTİREN ESTETİK

Yarım mm’lik fark bile ifadeyi değiştiriyor

Artık kimse kemerli, kocaman, ucu sivri veya düşük görünen burunlarla dolaşmak istemiyor. Özellikle de 20-30 yaş grubundaki insanlar, iş hayatında da daha iyi bir görünüme sahip olabilmek amacıyla estetik operasyon yaptırıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güncel Öztürk, ülkemizde en sık yapılan ameliyatların başında burun estetiğinin geldiğini belirtiyor. Aynı zamanda ressam ve heykeltıraş olan Dr. Güncel Öztürk, burnun yüzümüzün ortasında bulunması nedeniyle çok önemli bir estetik unsur olduğunu belirterek, “Burun estetiğinde yapılacak yarım milimetrelik bir hata bile kişinin yüzünde değişiklik yaratır, bu durumda pasaportunu bile değiştirmek zorunda kalır. Bu nedenle bazen hastanın ifadesinin tamamen değişmemesi ve yüzüne aykırı durmaması adına burnundaki kemerli yapıyı bile koruyarak estetik yapmak gerekebilir” diyor.

Dr_Guncel_OzturkBURUN ESTETİĞİ AMELİYATI 4 SAAT SÜRÜYOR

Burun estetiği yaparken burundaki dört ayrı katmanda cerrahi işlem yapıldığını bunun da yaklaşık 4 saat sürdüğünü ifade eden Dr. Güncel Öztürk, Türkiye’de ‘bölgesel burun estetiği’ kavramının olduğunu, bunun da Karadeniz, Akdeniz, Trakya, Ege, Orta Anadolu ve Doğu’ya has burun yapılarının özelliklerinden kaynaklandığını belirtiyor. Bölgesel burun özelliklerine göre de estetik operasyonun şekillendiğini ifade eden Dr. Güncel Öztürk, şunları söylüyor:  “Her bölgenin farklı burun yapıları var, bu nedenle farklı burun yapılarına uygun estetik yapmak bir zorunluluk halini alıyor. Öncelikle ameliyat bölgesinin fotoğrafını çekip sonra bilgisayarda simülasyon üzerinde ameliyat sonrası burnun alabileceği şekli hastamıza göstermek gerekiyor. Çok uç beklentiler yaratmak, hayal kırıklığına yol açacağından dolayı dikkatli olunması önemli. Bazen estetik operasyon yaptırmak isteyenler, burunlarındaki kemerden kurtulmak ister. Ancak kemeri kaldırınca kişinin yüz ifadesi tamamen değişebilir, ameliyat sonrasında hayal kırıklığı yaşayabilir. Köşeli bir yüze sahip bir kişide burun kemerini tamamen ortadan kaldırmadan operasyon yapmak gerekebilir. Bizim amacımız sadece burnu güzelleştirmek değil, rahat nefes almasını sağlamak ve genel olarak yüzüne uygun görünmesine yardımcı olmaktır.”

BURUN ETİNİ ALMIYORUZ KÜÇÜLTÜYORUZ

Eskiden burun estetiği operasyonlarında burun etinin de alındığını, ancak günümüzdeki cerrahi yaklaşım çerçevesinde burun etini almadıklarını onun yerine lazer ya da radyofrekans yöntemiyle küçülttüklerini belirten Dr. Güncel Öztürk, “Burun eti burunda olması gereken bir yapıdır ve bu yapının ortadan kaldırılmaması lazımdır. Burun etinin görevi filtreleme ve nemlendirmeyi sağlamasıdır. Burun eti alınırsa burun içi kurur, bu defa kişinin rahat nefes alıp vermesi açısından sıkıntılı durumlar ortaya çıkar” diyor.

AMELİYATTAN SONRA BAŞINIZI YERE EĞMEYİN

Burun estetiğinde, güzel ve yüze aykırı olmayan bir görünüm kadar rahat nefes alıp verebilmenin de çok önemli bir öncelik olduğunu vurgulayan Dr. Öztürk, şu bilgileri veriyor:

“Herkesin burun yapısı birbirinden farklıdır. Dolayısıyla burundaki sorunlar da birbirine benzemez. Bu nedenle kişiye özel yaklaşımlarla cerrahi önemlidir. Burunda yapılacak yarım milimetrelik bir hata bile bütünsel estetiği bozabilir. Sadece buruna odaklanmak önemli değil, kafatası ve yüz şekline de bakarak estetiğin yapılması gerekiyor. Çok güzel bir burun yapabilirsiniz ama başkasının burnu gibi durur. Burun estetiği yaptırdıktan sonra görünüm de değiştiğinden dolayı kişilerin pasaportlarını bile yeni görüntüleriyle çekilmiş fotoğraflarıyla yeniden çıkarmaları lazım. Burun estetiği tam anlamıyla sanatsal bir iştir.” Burun estetiğinden sonra günlük yaşamda dikkat edilmesi gerekenleri de anlatan Dr. Güncel Öztürk, bunları şöyle sıralıyor:

-Kışın spor amaçlı olarak havuza iki ay girilmemesi gerekiyor, çünkü havuzdaki kimyasallar burun içi dokulara zarar verebiliyor. Yazın ise bir ay sonra denize girilebilir.

-Burun estetiğinden iki ay sonra hafif bir gözlük çerçevesi kullanılmasında bir sakınca yoktur. Eğer çerçeve daha ağırsa üç ay beklemek gerekir.

-Ameliyattan sonra bir gece hastanede kalmak gerekiyor.

- İlk gün makineye bağlı olarak özel bir yüz maskesi uygulanıyor. Bu yüz maskesi sayesinde yüzde şişlik, morluk ve ağrı, eskiden yapılan buz uygulamalarına göre çok daha az oluyor.

-Başı aşağı eğerek kitap, gazete okumak, telefona bakmak zarar verebilir,  başı eğmemek ve iki hafta boyunca da buna dikkat etmek gerekiyor.

-Burun içi spreyleriyle içeriyi nemli tutmak önemlidir.

-Ameliyatın üzerinden bir ay geçtikten sonra hafif egzersizler yapılabilir, iki ay sonra ise egzersiz programı ağırlaştırılabilir.

HEYKEL YAPAR GİBİ BURUN YAPIYOR

Resim yapan ve profesyonel bir heykel sanatçısı da olan Dr. Güncel Öztürk, heykel yaparken cansız modeller üzerinde çalışıldığını, plastik cerrahide ise yine sanatsal bir iş yapılmakla birlikte hastaların sorunlarını giderme öncelikli işlemler yapıldığını, estetik görüntü kadar burnun nefes alma fonksiyonunun da artırıldığını vurguluyor. Heykelden farklı olarak hekimin burnun çok iyi bir fonksiyona sahip olması için de çaba gösterdiğini, cerrahi zorunluluklar ve olmazsa olmazlarla ameliyat yaptığını anlatan Dr. Güncel Öztürk, “Heykel Sanatının 100 Yılından Bir Kesit Sergisi”nde eserleri sergilenen en genç heykeltıraş olmanın da gurunu yaşıyor. Heykel ve resimle uğraşmanın estetik operasyonda görselliği geliştirmenin yanı sıra, mevcut kusurları da daha iyi gözlemlemeye yardımcı olduğunu düşünen Dr. Güncel Öztürk, ürettiği eserlerle heykel sanatına da katkı yapıyor.

 

YETENEKLER UYKUYA DALMASIN BENCE

Okul çağlarında en sevdiğim iki ders Türkçe ve resimdi. Üniversiteye gelene kadar da resim derslerini iple çektim. Bir yeteneğim olduğundan değil; olsaydı mutlaka geliştirirdim. Bende olmayan resim yeteneği babam ve ablamda vardı. Babam kovboy filmi çok izlerdi, sık sık da karakalem kovboylar, atlar çizerdi. Ablam da tıpkı babam gibi güzel resim yapıyordu. Okula yeni başlayan yeğenim de annesi gibi resme çok meraklı olduğundan annesinden istekte bulunur. O da eline boya kalemlerini alıp yeğenime arada gelinler, Barbie bebekler çizer.
Üniversitedeyken çizim yeteneğini değerlendirebilmek için Güzel Sanatlar Fakültesi’ne girmek istiyordu. Bunu geliştirmek amacıyla dersler de almıştı. Ancak olmamıştı. Mecburen başka bir meslek seçti. Ama hayatı boyunca da resim aşkı içinde kaldı. Her zaman da bu üzüntüsünü dile getiriyor. Ben de yeteneğini kullanabileceği bir işinin olmasını hep çok arzu etmişimdir. Hala da ümidimi kesmedim. Çünkü insanın yeteneği, sevdiği işle birleşince hayatın tadı başka oluyor. En dayanılmaz görülen mutsuzluklar bile hafifliyor.
Benim kendi sitemi, moda deyimle blog’umu açma sebeplerimden en önemlisi hayatın yeknesak, değişmeyen, değişemeyen, sıkıcı, mutsuzluk veren yanlarına karşı bir farklılık, nefes alabileceğim bir hayaller ülkesi yaratabilmekti. Thomas More’un Ütopya’sı gibi olmasa da, yazılarımla, emeğimle, günlük hayattan küçük notlarla imzamı atabilmekti.
İnsanlar nasıl evlerinde süs balığı yetiştiriyor, dağlara gidiyor, doğa yürüyüşleri yapıyor, mutlu olmak için çabalıyor. Blog’um da benim nefes alanım. Çocukluğumdan beri yazıyorum, üstelik hayatımı da yazı yazarak kazanıyorum. 18 yaşımdan beri yazarak hayatımı sürdürüyorum. Hem işim, hem hobim, yazmadan, kitap okumadan geçen bir tek günüm bile yok.
İşte ablamın çizimlerinden birine blog’umda yer vererek, renk katmak istedim. Çünkü insanın eliyle, yüreğiyle yaptığı, kendisinden bir şeyler kattığı ürünlere hep saygı duyarım. Bana göre emek kadar değerli çok az kavram vardır yeryüzünde.
Gazetecilik yaptığım yıllarda alınteri, emeği, ürettikleri çok sömürüye uğramış, haksızlıklara maruz kalmış bir fikir işçisi, basın emekçisi olarak özgün üretimlere hep değer vermişimdir.

Birgül Sancar Kaşoğlu'nun çizimi
Birgül Sancar Kaşoğlu’nun çizimi
Elif_resim_acilis

DERSİ AZ DİNLEYEN, ÇOK RESİM YAPAN ÇOCUKLARIN ANISINA

 

Şunlara bir bak derim!

İlkokulda okuma yazmayı nasıl söktüğümüzü kaçımız doğru düzgün hatırlıyoruz? Kim önce sökmüştü biz kaçıncıydık? Akıllı mıydık, alık mı yoksa? Bölük pörçük hatırladığım kalemlerimizin hep çürük olduğuydu, açardık açardık kırılırdı. Parmaklarımız ağrırdı, sık sık yanlış yapardık. Birçoğumuzun en sevdiği ders resimdi. Rengarenk boyalarla özgürce resim yaparken, önce okudum, sonra okudum, yetişemedim derdi yoktu. Ders bitince keşke daha çok resim dersimiz olsa diye iç geçirirdik.

İtinayla yaptığım resimlerimi gören öğretmenimin sık sık bana tavukların, ineklerin kaç bacaklı olduğunu sorup durduğunu hatırlıyorum. Sanıyorum çok fazla bacak yapıyordum. “Bir tavuğa 5 bacak, ineğe 9 bacak çok gelir yavrum, sil, azalt biraz” diyen öğretmenimi de hiç anlayamıyordum. Oysa ne kadar çok bacak çizersem, o kadar rahat yürürler, yemeklerini kolayca, yorulmadan yerler diye düşünüyordum.

ELİF_RESİM1Şimdi yeğenim devraldı bu resim işini. Öyle severek, kendini kaybederek resim yapıyor ki, yerde uzanmış, koltukların arkasında iki büklüm, aman sürprizi bozulmasın diyerek uğraşıp didiniyor. Renkli de yaptığı oluyor, boya bulamazsa kurşun kalemlerle irade edip gönlündekini bulduğu her beyaz kağıda aktardığı da. Olsun iyi de yapıyor. Şu kadar boyam olsun, şöyle bir defterim olsun demiyor. İlham gelince alıyor kalemi. Aman neme lazım, ilham perisi uçup gitmesin sonra. Daha yapacak çoook resim var.

İstisnasız hangi çocuğun resmini görsem koparım zalim dünyadan. Bir çocuk resmine bakmak mutlu olmama yeter de artar bile. Onların resimlerindeki özgürlüğü, saflığı, bir araya getirilmez dediğin tüm renklerin yan yana oluşunu nerede bulabilir insan?

Elif_29Ekim2013_hediye

CUMHURİYET BAYRAMI’NDA ALDIĞIM EN GÜZEL HEDİYE

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 90’ıncı yılı.

Minik yeğenim Elif 6,5 yaşında. İlkokul birinci sınıfta. Benim 90’ıncı yılda bu küçücük kızdan aldığım ilk hediye sıcacık ve kendi elleriyle uğraşıp yaptığı bir resim.

Resimde ben ve eşim var. Eşimi çok sevdiğinden, güleryüzlü de bir insan olduğundan olabildiğince sevimli çizmiş, gözlüğünü itina ile gözüne takmış. Beni de hayal ettiği gibi resmetmiş.

Yıllar sonra bir genç kız olduğunda bu resmi ona göstermeyi çok istiyorum. Bugün bunun için dua ettim. Elifimin resmini çerçeveletip duvara asacağım. Ama olur ya, kaybolursa diye, sitemde de yayınlamak istedim. Sevgisi, sıcaklığı, özeni kaybolmasın diye.

90 yaşındaki cumhuriyetimizin 6,5 yaşındaki çiçeği, geleceğin fidanı, ağacı güzel yeğenimden tazecik bir hediye. Paha biçilmez bir mücevher.

Bir teyze bundan başka ne ister?